Budapeşte, Macaristan Gezi Notlarım

Gezi Notları / Macaristan ve İtalya Gezisi

Budapeşte, Macaristan Gezi Notlarım


Budapeşte’nin yeri bende her zaman ayrıdır. Bu şehre her gidişimde farklı bir hava yakalıyor ve yeniden kendimi buluyorum, ama ilk ziyaretimin heyecanı bir başka.

Bugün sizlere Macaristan ve başkent Budapeşte’yi anlatacağım. Her mevsimine şahit olduğum bu yerdeki tüm deneyimlerimle beraber, ilk kez ziyaret ettiğim anları tekrar hatırlayıp sizleri karlar altındaki Budapeşte’nin büyüsüyle tanıştıracağım, benimle gelin !

Budapeşte’ye Giderken / Sabiha Gökçen Havalimanı


Budapeşte’ye Nasıl Gidilir ?

29 Ocak 2014 Çarşamba. Güne erken saatlerde başlıyorum. bugün Orta Avrupa’nın kalbine yolculuk edeceğim. Uçağım Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan kalkıyor. Vakit kaybetmeden çantamı sırtlayıp yola çıkıyorum.

Rutin kontrollerin ardından uçağımız uzakta gözüktü ! Bugün Macar Havayolu Firmasi Wizz Air’ı kullanacağım. İstanbul – Budapeşte rotasında kullanabileceğiniz en mantıklı ve uygun seçenek bu. Fakat artık sefer düzenlemiyorlar.

2018’in ilk günlerinde Budapeşte’ye ulaşmak için THY ve Pegasus’un direkt seferlerini kullanmalısınız. Çok da pahalı olduklarını söyleyemem zaten uzun bir yol gitmeyeceğiz. Bunun dışında ülkemizden demiryolu ile de Budapeşte ve Macaristan’a ulaşım mümkün, öncelikle İstanbul’dan Sofya ardından Belgrad şeklinde devam etmelisiniz.

İstanbul’da hava yağışlı, Budapeşte’de daha soğuk bir hava bekleniyormuş. Uçağımız planlandığı gibi 9.50’de havalanıyor. Bugün katedeceğim mesafe kuzeybatıya yaklaşık 1100 kilometre. Diğer bir açıdan bakarsak yaklaşık İstanbul’dan Erzurum kadar. Budapeşte sandığınızdan daha yakın.

Budapeşte’ye İnerken Uçaktan

Macaristan Nerededir ?

Öncelikle Budapeşte ve Macaristan hakkında bilgiler vermek istiyorum. Macaristan, Orta Avrupa’da bulunan küçük denebilecek bir ülke. Nüfusu 10 milyon kadar ve dilleri Macarca. 

Tarih boyunca güçlü devletlere sahip olan Macar’lar, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra büyük oranda topraklarını kaybetmiş ve 2. Dünya Savaşı ile beraber belirli bir süre Rus Etkisi altında kalmış. Bu dönemde Doğu Bloku Ülkeler’le işbirliği içinde olan ülkede Komünizm benimsenmiş. Yaşanan çeşitli devrimler ve Sovyet Rusya’nın çöküşüyle beraber 1989’da günümüz Macaristan Cumhuriyeti kurulmuş.

Macaristan, Türkiye ile de ortak bir geçmişe sahip. Onlar da Hunlar’dan geliyorlar. Macaristan’ın İngilizce’deki ismi de Hungary. Avrupalılar onlara Hunlar diyor ! Ayrıca Macarca, Türkçe ile aynı dil ailesinde olan tek Avrupa dili.

Macaristan günümüzde Avrupa’nın yükselen ülkelerinden biri. Avrupa Birliği ve Schengen’e üye olduktan sonra özellikle turizm ve ekonomide iyi bir ivme yakalamış. Başkent Budapeşte’nin artan popülaritesi ülkenin yenilenen resminin en büyük parçası.

Budapeşte Sokaklarından / Orta Çağı Andıran Buda Bölgesi

Budapeşte Hakkında Bilgiler

Budapeşte, Macaristan’ın başkenti, en büyük şehri, sosyal ve kültürel en önemli noktası. Macaristan’ın orta-kuzey bölümünde Tuna Nehri kıyısında yer alıyor. 

Tuna ile özdeşleşen bu şehir yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip. Çoğunluğu geçmiş birkaç yüzyılda yapılan binaları, köprüleri ve kiliseleri ile bölgede dikkat çeken bir merkez.

Budapeşte Genel Görünüm

Dünyada Macaristan’dan belki de daha meşhur olan bu şehrin markası, Avrupa’da da turizm ile anılıyor. Günümüzde Budapeşte, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler listelerinde yer alıyor.

Rüzgarı da arkamıza almış olmalıyız ki bir saatin az üzerinde bir sürenin ardından Budapeşte’ye inişimizi gerçekleştiriyoruz. Uçaktan gördüğüm ilk sahnede her yer bembeyaz !

Budapeşte’deki İlk Dakikalarım / Beni Getiren Wizz Air Uçağı İle

Macaristan’a Vize Var mı ?

Birkaç dakika sonra yoğun bir tipi eşliğinde uçaktan aprona iniyoruz, fırsatını kaçırmayıp bu anı hemen fotoğrafladıktan sonra pasaport kontrolüne geçiyorum.

Macaristan, Avrupa Birliği ve Schengen üyesi bir ülke, buraya olan seyahatlerinizde vize almak zorundasınız. Resmi pasaport sahipleri kısa süreli seyahatlerinde vizeden muaflar.

Macaristan daha pasaport kontrolü aşamasında güler yüzle karşılandığım yerlerden biri, zaten tarihi yakınlığımızdan da bahsetmiştim. Budapeşte Ferenc Liszt Havalimanı orta büyüklükte, çıkış tabelalarını takip ederek kolayca terminalin önüne çıkabiliyorsunuz. Burada tek yapmanız gereken sol tarafınıza bakmak !

Karlar Altındaki Havalimanı Apronu / Budapeşte Liszt Ferenc Havalimanı

Budapeşte Havalimanı Ulaşım

Budapeşte Ferenc Liszt Havalimanı’ndan şehre ulaşmak için otobüs ve metro kombinasyonunu kullamak gerekiyor. İlk olarak terminalden ayrılıp solda duran 200E otobüsüne bineceğim. Bu otobüs beni havalimanından Köbanya Kispest’e götürecek.

Köbanya Kispest bu otobüslerin son durağı. İndiğim yerden başlayan Budapeşte Metrosu ile beraber şehir merkezine ulaşabileceğim. Zor gibi dursa da bence keyifli ve kolay.

Köbanya Kispest’ten Kalkan Metroya Binerken

Bu iki taşıt için de biletinizi binerken alabiliyorsunuz yalnız yanınızda Macar para birimi Forint olması şart. Ücretleri de toplamda 600 forint. 2018 kuruyla yaklaşık olarak 13-14 lira yapıyor. Forint’ten iki sıfır atın ve ikiyle çarpın, Budapeşte’de herşey Türk Lirası olsun !

Sakın benden duymadınız ! 200E’ye arka kapıdan binebilirseniz daha da kontrol eden olmuyor 🙂 Fakat biletsiz seyahati sakın metroda denemeyin. Denerseniz de Deak Ferenc’te inmeyin, çünkü burada sıkça kontrol var.

Metrodan Sonraki İlk Budapeşte Manzaram

İlk İzlenimler

Havalimanlarından otobüsle ayrılmak bence çok keyifli. Bu sayede şehrin atmosferine yavaş yavaş girebiliyorsunuz. Budapeşte ilk dakikalarda beni biraz şaşırtıyor, çünkü etraf biraz köhne ve beklentimin altında doğrusu.

Köbanya Kispest’ten metroya binme vakti. Artık yeraltındayız, 20 dakika gibi bir süre ardından şehrin merkezindeki Deak Ferenc Ter’de iniyorum. Gökyüzünü gördüğünüzde şaşırmaya hazır olun !

Otelimin Önündeki Cadde ve Tramvaylar

Havalimanı yolundaki atmosferin aksine burası gerçekten etkileyici. Budapeşte’nin kendine has mistik ama ihtişamlı binalarına bir de bembeyaz örtü ekleyin, işte tam da öyle.

İlk dakikalardaki tipi yerini hafifçe bir kar yağışına bırakmış, saat daha 12 civarı ve önümde koskoca bir gün var. Ben de vakit kaybetmeden kalacağım yere doğru ilerliyorum. Çok uzun bir yolculuk olmayacak 🙂 Kendime şehrin tam merkezinde bir otel ayarladım.

Otele Giderken / Budapeşte

Budapeşte’de Nerede Kalınır ?

Deak Ferenc Meydanı’nın yanıbaşındaki K9 Residence’ta kalacağım. Burası daha çok otel konseptinde bir yer, iki gece için toplamda 30 euro ödeyeceğim, lokasyonu ve kalitesine göre iyi bir fiyat.

Budapeteşte’de konaklamak için çok fazla seçeneğiniz var. Özellikle son ziyaret ettiğim zamanlarda, “Apartments” şeklinde bulabileceğiniz kiralık daire veren oteller iyi seçenekler sunuyor. Bu şekilde birkaç gün olsun Budapeşte’li gibi yaşayabileceğiniz bir eviniz olmuş olacak.

Bunun dışında yalnız seyahat eden ya da eğlence arayanlar için hosteller de bu şehirde doğru bir alternatif. Geceliği 5-10 euro arasında fiyatlar bulmanız olası. Fiyatları euro üzerinden verme sebebim, diğer Avrupa şehirlerindeki fiyatlar ile daha iyi mukayese edebilmeniz. Farkedeceğiniz gibi Budapeşte ve Macaristan, Kuzey ve Batı Avrupa’ya göre oldukça uygun.

Odamdaki Manzara / Dikkat Çeken Geniş Cadde

Budapeşte’de Gezilecek Yerler

Odamın camında hoş bir manzara var. Şehrin geniş ve düzenli caddeleri dikkat çekiyor, Budapeşte’de gezilecek noktalara gitmeye hazırım !

Budapeşte’deki ilk durağım Deak Ferenc Ter. Burası şehrin tam merkezi, günün her saatinde burayı hareketli görebilirsiniz. “Ter” kelimesinin Macarca meydan anlamına geldiğini tahmin etmişsinizdir.

Budapeşte’de Gezilecek Noktalara Genel Bakış

Deak Ferenc Meydanı

Meydan ismini ünlü Macar Devlet Adamı Deak Ferenc’ten alıyor, Budapeşte’yi ziyaret eden çoğu insan için burası namıdiğer havuzlu meydan.

Deak Ferenc aslında ortasındaki kocaman havuzu ve dönme dolabı ile meşhur. Burası özellikle yazın, gençlerin toplandığı nokta. Meydanın etrafında bira içebileceğiniz hoş mekanlar da var.

Bu Seferlik Çekmeyi Unutmuşum 🙂 2015 Budapeşte Gezimden Deak Ferenc Ter’de Bahar

Vörösmarty Meydanı

Deak Ferenc’ten Tuna Kıyıları’na doğru ilerliyorum. Karşıma çıkan özel bir meydan daha var, Vörösmarty tér.

Vörösmarty Meydanı, Budapeşte’nin bence en keyifli noktalarından. Burası eski ve yeni Budapeşte’yi gözlemleyebileceğiniz en karakteristik yer. Bir yanınızda tarihi binalar diğer yanınızda ise modern bir anlayışla inşa edilmiş alışveriş noktaları, ortasında zarif bir anıt.

Şu sıralar bembeyaz ve biraz sakin olabilir, fakat bahar aylarından itibaren bu meydanda yerel dükkanlardan sokak sanatçılarına, panayır havasında bir ortam oluyor.

Vörösmarty Meydanı ve Arkamdaki Modern Bina

Vaci Caddesi

Meydanın hemen güney ucu şehrin turistik caddesi Vaci’ye açılıyor. Vaci Utca Budapeşte’deki renkli noktalardan, şehrin güneyindeki Central Market’e kadar uzanıyor.

Cadde boyunca ünlü markalardan tutun yerel hediyelik eşya dükkanlarına kadar herşey var. Caddedeki dikkat çeken dükkanlardan bazıları, Ice Bar ve Lego Store.

Vaci Utca’yı ucundan gördüğünüzde, sizi kendine doğru çekiyor. Ben de farketmeden oraya yönelmişim, caddenin atmosferi, soğuk havaya rağmen olduça sıcak. Biraz ilerledikten sonra tekrardan Tuna Kıyıları’na doğru yürüyorum.

Tuna ve Budapeşte

Tuna Nehri

Artık Budapeşte’deyim ! Bu şehri birbirine sevdalı iki parçaya ayıran Tuna’ya gelip de havasını içinize çekmezseniz buraya geldiğinizi anlayamazınız.

Tuna Nehri, toplamda on ülkeyi ve bir kıtayı boydan boya geçen devasa bir doğa harikası. Almanya’dan doğup Karadeniz’e kadar süren yolculuğunda bir sürü şehri barındırıyor ama en çok Budapeşte’ye yakışmış !

Budapeşte’nin doğu yani “Peşte” kıyılarında keyifli bir ortam var. Önümden geçen sevimli tramvay yolunu karşımdaki Buda Kalesi ve ihtişamlı köprüler tamamlıyor.

Buradan geçen Budapeşte’nin 2 Numaralı Tramvayı. Gelmeden önce nereyi okusam buna binin diyorlardı 🙂 Ben tabii ki binmedim ! Bence Budapeşte tramvayla bakılıp geçilecek kadar cömertçe harcanmamalı, yürümeye devam.

Tuna Kıyıları ve Tramvay Yolu

Tuna’nın Nehir Tekneleri

Tuna Kıyıları’nda sıkça rastlayacağınız iskeleler ve nehir tekneleri var. Tekneler incecik ve upuzunlar. Yaz aylarında bu teknelerle Viyana ve Almanya’nın bazı şehirlerine ulaşabiliyorunuz.

Kış aylarında genelde öylesine bekliyorlarmış. Bazıları da birer kafe ve otele dönüştürülmüş. Bir tanesinde kaliteli bir restoran da varmış, burada bir akşam yemeği epey zarif bir seçim olur.

Tuna Üzerindeki Küçük İskelelerden Biri

Chain Bridge – Aslanlı Köprü

Teknelere dalıp köprüleri unutmuşum. Karşıma biranda Budapeşte’nin köprülerinden biri çıkıyor; Széchenyi Chain Köprüsü.

Budapeşte, Tuna’ya inat muhteşem köprülerle birleşmiş. Birçoklarına göre aralarında en güzel olan Széchenyi Chain Köprüsü. Bu köprüye herkes başka birşey diyor, Zincir Köprü ve Aslanlı Köprü en sık kullanılanlar.

Chain Bridge 19. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş eski bir köprü. İlk bakışta size Manhattan’ın Brooklyn Köprüsü’nü hatırlatacaktır. Detaya indiğinizde göreceğiniz aslan figürleri ve lambaları, bu köprüyü şahsına münhasır kılan unsurlar.

Chain Bridge Budapeşte

Köprü mühendislik açıdan da önemli mihenk taşlarından biri. Yapıldığı dönem dünyaya verdiği güçlü mesaj ile burası yükselen Budapeşte’nin kalbi konumunda.

İnsan bu köprüleri görünce daha da bütünleşmek istiyor, neyseki Budapeşte’nin Köprüleri epey sevecen ! Aslanlı Köprü dahil bu şehrin tüm köprülerinde yürümek, bisiklete binmek serbest.

Köprüden şehrin batı yani Buda bölümüne geçiyorum. Köprünün tam ortasında küçük bir seyir noktası da var, buradan Budapeşte’yi izlemek paha biçilemez.

Bahsi Geçen Aslan Figürleri / Chain Bridge

Budapeşte Füniküler Hattı

Buda yakasına korkutucu gözüken bir tünel ve füniküler hattıyla merhaba diyorum. Neyseki kar yağmış 🙂 böyle daha sevimli.

Karşımda duran füniküler hattı yukarıdaki Buda Kalesi’ne uzanıyor. Bu füniküler dünyanın en eskilerinden biri. 19. yüzyıl sonlarında kullanıma açılmış, hala da kullanılıyor.

Günümüzde daha çok turistik bir öneme sahip ayrıca ülkemizdeki kardeşini de tanıyorsunuzdur 🙂 Taksim-Tünel füniküleri, bu hattın benzeri olarak sayılabilecek birkaç örnekten biri.

Budapeşte Füniküleri

Tuna kenarından kuzeye doğru devam ediyorum. Şehrin bu bölümü daha bir kendi halinde ve sakin. Nispeten dar sokakları ve koyu renk hakim binaları ile Budapeşte’nin kendine has geçiş mimarisini daha bir yansıtmış.

Budapeşte’de sahilden kopamadım ! Buda bölgesinin sahili gündelik aktiviteler için daha uygun. Kıyı boyunca ilerleyen hoş bir yürüyüş ve bisiklet yolu var. Kenarda takip eden tramvayımız olmadan da olmaz, hem yorulursak dinlenip şehri izleyebileceğimiz banklardan da var.

Kış mevsimi ve karı çok sevdiğimden midir bilinmez, ağaçlarla kaplı bu yolun bembeyaz görüntüsü her saniye içimdeki enerjiyi daha bir arttırıyor, havanın eksi 5 derece olduğunu unutmuş gibiyim.

Tuna’nın Batı Kıyılarında Yürüken

Calvinist Kilisesi

Karşıma zarif bir kilise çıkıyor, burası Calvinist Kilisesi;

Daha önce duymamış olduğum Kalvinizm, Hristiyanlık’ın 16. yüzyılda çıkmış mezheplerinden biriymiş. Reform hareketleri ve kırılan sığ düşünce anlayışını temsilen ortaya çıkmış. Sade ve yenilikçi bir mimariye sahip bu kilise de Budapeşte’deki bu akımın merkezi konumundaymış.

Gün içerisinde içeri girmek ve gezmek ücretsiz. Çok ihtişamlı olduğunu söyleyemem ama sıcak bir mola vermek ve keşfetmek için hoş bir nokta.

Calvinist Kilisesi

Vásárcsarnok Market

Az ileride küçük bir meydan ve tarihi bir iş hanı var. Bu kaba bir tanımlama, çarşı ya da alışveriş noktası olarak da düşünebilirsiniz, ismi Vásárcsarnok yani pazar.

Bu yapı tuğla duvarları ile gözümde bir tren istasyonunu canlandırdı. Girişindeki saati ve aslan şeklindeki işlemeleri görülmeye değer, içeride yerel ürünler alabileceğiniz dükkanlar ağırlıkta.

Şuan tam da Batthyány Ter’deyim. Sizi farkettirmeden Budapeşte’deki en ikonik yapıyı izleyebileceğiniz hoş bir yere getirdim. Buradan Tuna’nın doğu sahillerine bakın ve büyülenin !

Vásárcsarnok Market

Macaristan Parlamento Binası

Evet karşımda şu ünlü Macaristan Parlamento Binası var. O kadar büyük ki nehrin karşısından bile insanı etkilemeyi başarıyor. Burası Budapeşte’nin en yüksek ve Macaristan’ın en büyük yapısı.

Budapeşte Parlamento Binası 20. yüzyılın ilk yıllarında tamamlanmış olan bir devlet saray kompleksi. Budapeşte ve Macaristan’ın sembolü olabilecek kadar ihtişamlı ve benzer amaçla kullanılan binalar arasında en önde gelenlerden.

Parlamento, Neo-Gotik adı verilen mimari anlayışın en karakteristik örneklerinden biri. Sert hatlarıyla öne çıkan kubbeleri ve dev sütunları göz alıcı güzellikte.

Macaristan Parlamento Binası

Burası tarih boyunca da önemli anlara sahne olmuş. İnşa edildiği yıllarda Avusturya – Macaristan birliğinde daha fazla ağırlık kazanan Macaristan’ın kendi bağımsızlığına giden yoldaki güç göstergesi olmuş. Ayrıca modern Macaristan Cumhuriyeti de burada ilan edilmiş.

Macar Parlamento Binası’nı ziyaret etmek isteyenlerin önceden bilet alması gerekiyor. Burada kafanıza göre gezmeniz mümkün değil. Rehberli düzenlenen turlarda yer bulmanız şart. Ücreti güncel olarak 4000 forint civarında.

Parlemento ile fotoğraf çektirmek için benim gibi nehrin karşısına geçmelisiniz ! Buradan fotoğraflar çekiyorum, onlarcasını çeksem de tatmin edemeyecek kadar muhteşem bir manzarası var.

Parlamento ile Nehrin Karşısından

Margit Köprüsü

Keşfetmeye devam ediyorum. İnsanlar genelde buradan sonra geri dönüyor, ben Tuna kıyılarını tamamıyla görmeye kararlıyım. Yürüyüş yolu boyunca, şehrin kuzeyindeki Margit Köprüsü’ne kadar gidiyorum. Margit Köprüsü şehrin en güzel köprüsü sayılmaz ! Fakat açık tondaki renkleri ve şehri bütünüyle gören manzarası bence burayı önemli kılıyor.

Köprüye çıktıktan sonra biraz şaşırabilirsiniz. Çünkü tam ortasından inen bir yol var ! Bu yol Budapeşte’nin ünlü adası Margit’e bağlanıyor. Margit Adası’na gitmenin en kolay yolu bu.

Margit Köprüsü

Margit Adası

Margit Adası, Budapeşte’nin parklar ve doğayla dolu bir kaçış noktası sayılabilir. Bu sefer ziyaret etmesem de Budapeşte’de bulunduğum öteki zamanlarda benim beğenimi kazandı doğrusu. Özellikle bisiklet kiralayıp bu adayı gezmek oldukça keyifli.

Margi Adası’nı daha çok yaz aylarında gelenlere öneriyorum. Çünkü benim gibi karlar altında gezerken üşüyeceğinize eminim, zaten pek de bir insan yok.

Tekrardan Buda tarafına geçmiş oldum. Az önce uzaktan incelediğim Budapeşte Parlementosu’nu yakından görmek istiyorum fakat şansımıza bugün kapsamlı bir tadilatta gibi duruyor. Bugün bana biraz engel olsa da sonrasında bu meydanın düzgün bir hale geldiğini söylemeliyim.

Margit Köprüsü’nden / Arkada Budapeşte Parlamento Binası

Budapeşte Kafeleri

Bu sırada soğuktan neredeyse donacak ellerimi farkedip, sıcak birşeyler içmeye karar veriyorum. Parlementonun arkasındaki Szabadság Ter’e çıkan yolda tam da aradığım gibi butik bir kafe var.

Farger Kafe’de özel yapım bir sıcak çikolata içiyorum, öyle keyifle dekore edilmiş bir yer ki arasan bulamazsın. Dışarıda yağan karla hafif de bir yorgunluk birleşince değmeyin keyfime !

Yakından Parlamento Binası / Çalışmalar Sürüyor

Merkezden 1-2 kilometre uzağa gittiğinizde bunun gibi birçok butik kafeye rastlayabilirsiniz, ücretleride çok uygun içecekler 500-1500 forint aralığında değişiyor genellikle.

Enerjimi tekrar toparladığıma göre gezmeye devam ! Az önce bahsettiğim Szabadság Ter yani özgürlük meydanındayım. Meydanın ortasında Macaristan’ın bağımsızlığına itafen bir anıt ve çevresinde hoş bir park bulunuyor.

Szabadság Ter

Zrinyi Sokağı

Meydanın tam ortasını hiza alıp güneye doğru devam ederseniz sizi harika bir noktaya çıkaracağım ! Birkaç yüz metre ötede Zrinyi Utca tabelasını göreceksiniz.

Zrinyi Sokağı benim Budapeşte’de en sevdiğim yerlerden biri. Tuna Nehri ve Aslanlı Köprü’ye uzanan bir ucu, diğer tarafta Budapeşte’nin heybetli kilisesi Szent Istvan Bazilikası’na kadar gidiyor.

Sokak boyunca istemediğiniz kadar restoran-bar konseptli yerler var. 2017’de gerçekleştirdiğim Budapeşte gezimde buradaki hoş bir restoranda akşam yemeğiyle şarap ikilisi yapmıştım. Budapeşte’de bir restoranda şarap açtırmaktan da korkmayın, 3000-5000 forint aralığında kaliteli şişeler bulabilirsiniz.

İlkbaharda Zrinyi Sokağı / 2017 Budapeşte Gezimden

Aziz Stephan Bazilikası

Zrinyi’den Tuna’nın aksi yönde ilerliyorum. İlk zamanlar bir kısmı gözüken Aziz Stefan Bazilikası biranda devleşiyor. O kadar yüksek ki uç noktaları biraz sis içinde kalmış.

Aziz Stephan Bazilikası, Budapeşte’nin en büyük kilisesi. Yarım asırı aşkın bir inşaatın ardından 20. yüzyılın başlarında tamamlanabilmiş. İsmini Macaristan’ın ilk kralı Stephan’dan alıyor.

Aziz Stephan Bazilikası

Bazilika, Parlamento Binası ile de benzer bir zaman diliminde yapılmış. Din ve devlet kurumlarının dengesini temsilen benzer yüksekliklerde ve farklı mimari anlayışlarla inşa edilmiş. Aziz Stephan, dev kubbesi ve sütunlarıyla ilk bakışta Neo-Klasik izler sezdiriyor.

Aziz Stefan Bazilikası’nı gün içerisinde ücretsiz olarak ziyaret edebiliyorsunuz. İçeri girin ve devasa mistik bir dünyaya merhaba deyin !

Hava artık kararmak üzere, daha bugün ayak bastığım Budapeşte’de hatırı sayılır yer ziyaret ettim fakat daha bitmedi. Şimdi gezilecek noktaları yarına bırakıp sizi bu şehrin eğlenceli yüzüyle tanıştırma vakti.

Budapeşte Sokakları

Szimpla Kert

Şehrin güneydoğusunda kalan ünlü Szimpla Kert’deyim. Aslında direk Szimpla desem çoğunuz tanırsınız. Burası tüm Avrupada nam salmış bir pub-kafe ve gece kulübü.

Szimpla’yı tanımlamak biraz zor çünkü kendine has bir konseptin ilk üyesi. Burası gündüz keyifli bir kafe, akşamları eğlenceli bir pub ve geceleri bir canlı performans sahnesi.

Szimpla Kert’in İçi

Macar Birası

Özellikle, alternatif öğelerle döşenmiş iç yapısı ve labirenti andıran küçük oda ve bölümleriyle eşine az rastlanır bir yer. Budapeşte’de günün yorgunluğunu bir Macar Birası’yla atmak isteyenler tam da buraya gelmeli !

Macar Birası şehrin her yerinde rastlayabileceğiniz türden. En güzel özelliği de Szimpla dahil şehrin kafe ve barlarında yalnızca 500-1000 forinte servis edilmesi. Değişik ama hoşunuza gidecek bir tadı var.

Szimpla’da Ben ve Arkadaşım Furkan

Szimpla’ya gelirken bir de kalem getirmeyi unutmayın. Üst katındaki duvarlara herkes bir şeyler karalıyor. Ben de kendi adımı ve tarihi yazdım, bulup resmini atana benden bir bira !

Geçen birkaç saatin ardından otele gidip, üzerimi değiştiriyorum. Günün en özel anı en sonda, şimdi size farklı bir deneyim yaşatacağım.

Szimpla’da Bira İçerken

Budapeşte Opera Binası

Bu akşam Budapeşte Operası ile sözleştik. Aylar öncesinden aldığım bilet ile bugün özel bir opera izleyeceğim, Cosi Fan Tutte.

Deak Ferenc’ten, doğuya uzanan Andrássy Bulvarı’na çıkıyorum. Birkaç yüz metre sonra Hungarian State Opera karşımda. Avrupa’daki klasik opera binalarına benzer ama daha bir gotik havası var. Işıkların altındaki görüntüsü perili bir köşkü anımsatıyor 🙂

Macar Devlet Operası, şehirdeki diğer önemli yapılar gibi 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş. Burası akustik açıdan dünyanın en iyi operalarından biri olarak anılıyor. Paris’teki Opera Garnier’dan sonra da adı geçen ilk nokta.

Macar Devlet Operası ve Korkutucu Görüntüsü 🙂

Budapeşte’de Opera Nasıl İzlenir ?

Bu yapıyı gezmenin en güzel yolu tabii ki bir oyun, gösteri izlemek. Burada sıkça operalar, müzikaller ve konserler oluyormuş. Fiyatları da epey uygun. Biletini aldığım Cosi Fan Tutte Operası için yalnızca 600 forint ödediğime hala inanamıyorum !

Budapeşte Operası’nın programını öğrenmek ve bilet almak için bu siteyi kullanabilirsiniz, bana kalırsa bu şehirde yapılması gereken en özel aktivite.

Opera’nın Büyüleyici İç Tasarımı

Bugün şansıma Mozart’ın bestelediği harika bir opera var. Binadan içeri girdiğim anda etraf beni büyülemeyi başarıyor. İçerisi kusursuz gösterişle dizayn edilmiş bir saray adeta. Merdivenleri ve kocaman tavan avizesi göz alıcı.

Görevlilerin yardımı ile yerimizi buluyoruz, şansıma zarif bir balkondan bilet almışım, kendimi biranda eski Fransız filmlerinde bulmuş gibiyim. Daha önce böylesine bir atmosferi hiç yaşamadım. Işıklar, müzik ve sahne hepsi muhteşem…

Opera’nın Seyir Balkonları

Opera başlıyor ! Macarca olarak sahnelenen eser için İngilizce altyazı da yansıtılmış. Bu sayede müzik ve sahnedeki sanatçıların ruhunu benimsemem daha kolay oldu.

O kadar yorulmuşum ki az daha uyuyacaktım 🙂 Türklük kanımızda var işte, ama ben uyumadan bu oyunu tamamlamayı başardım. Şaka bir yana keyif aldığım harika bir deneyim oldu benim için. Budapeşte’ye sadece bu atmosferi yaşamak için bile gelinir.

Opera’nın Başlamasını Beklerken / Budapeşte

New York Cafe Budapeşte

Böyle bir geceye yakışan güzel bir fikrim var. “Görkem daha yorulmadın mı ?” Budapeşte öylesine bir yer ki gezmeye ve yaşamaya doyamıyorum, şimdi son bir nokta.

Burası ünlü New York Cafe. Araştırma yaptığım yabancı bloglarda burası ısrarla önerilmiş, bu sefer yorumlara uyuyorum.

İlk kez bir kafeden böylesine bahsedeceğim sanırım. Burası Macaristan’ın krallık dönemindeki kültür ile sonradan yerleşen kafe anlayışının harika bir birleşimi. Adeta diyemiyorum çünkü burası tam bir saray ya da köşkü andırıyor.

New York Cafe’deki Menüm 🙂

New York Cafe tüm dünyadaki listelerde yer alan önemli kafe-restoranlarından birisi. Bütünleşik olarak bir de oteli barındırıyor. Burada kahve içip tatlı yerken, kendinizi bir müzenin parçası olarak düşünebilirsiniz. İçeride çalan kuyruklu piyanonun sesi zaten beni benden aldı, bu sefer sadece dinlemekle yetiniyorum, bana gerek yok 🙂

Bu şekilde Budapeşte’deki ilk günümü de noktalamış oluyorum. Aslında günün ilerleyen saatlerinde Instant gibi Budapeşte’de gece hayatının ünlü noktalarına gitmiş olsam da bu bölümü yazının sonuna bırakıyorum. Şimdi güzel bir uyku !

New York Cafe Budapeşte’de Ben


30 Ocak 2014 Perşembe. Budapeşte’de soğuk bir güne uyanıyorum. Bugün hava bulutlu gözüküyor, kar yağışı durmuş. Kahvaltı etmeden düşüyorum yollara.

İnsan yeni uyandığında soğuğu daha bir sert hissediyor, dünün aksine biraz üşüyorum fakat beni heyecanlandıran bu özel yapıyı görmeden önce !

Budapeşte’de İkinci Gün

Dohány Sokağı Sinagogu

Karşımda Dohány Sokağı Sinagogu var. Daha önce yurtdışında bir Sinagog gezmemiştim. Burası şehrin merkezi sayılabilecek bir noktada, Deak Ferenc’ten yürüyerek 2-3 dakika kadar.

Dohány Sinagogu 1800’lerin ortasında Moor adı verilen stille inşa edilmiş. Sinagog Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise 5. en büyük Yahudi ibadethanesi konumunda.

Günümüzde ibadet saatleri haricinde burayı ziyaret edebilirsiniz. İçerisinin bir kiliseden epey farklı olduğunu ve altın işlemelerin insanı etkilediğini söyleyebilirim.

Şimdi Müze Caddesi’nden şehrin güneyine doğru ilerliyorum. Bu bölge nispeten daha modern dükkanlara ev sahipliği yapıyor. Cadde boyunca Türk Restoranları da görebilirsiniz.

Dohány Sinagogu

Budapeşte Müzeleri

Cadde ismini aldığı Macar Devlet Müzesi’ni de barındırıyor. Heybetli sütunları ile dikkatinizi kolayca çekecektir. Burada Macar Tarihi’ne ait binlerce parça eseri gözlemleyebilirsiniz. Şehirde 2-3 günden fazla vakti olanlar için önerebileceğim bi müze.

Budapeşte zaten onlarca müzeye ev sahipliği yapıyor. Burası Orta Avrupa’nın kültür başkentlerinden sayılır. Şehirdeki müzeleri gezmek toplamda bir haftanızı alabilir. İkinci ve üçüncü ziyaretlerimde görme fırsatı bulduğum Terör Evi ve Etnografya Müzeleri bu şehri daha iyi yorumlamanıza imkan sağlayacak yerler.

Kalvin Ter’e ulaşıyorum. Buradan sonra Tuna’yı kesen bir diğer güzel köprüyü de görebileceksiniz. Caddenin sonuna ulaşmadan önce keyifli bir Bakery’den kahvaltılık birşeyler alıyorum. Bakery dedim çünkü “fırın” bence tam olarak anlamı karşılamayacak, daha çok hamur işi dükkanı gibi tanımlayabilirim burayı.

Müze Caddesi’nin Devamı / Uzaktan Görünen Ulusal Müze

Budapeşte Merkez Market

Caddenin sonuna varıyorum. Karşımda şehrin hal ya da market binası diyebileceğim Central Market var. Avrupa’nın çeşitli noktalarından alışık olduğum hal binalarının aksine burası daha bir büyük ve kapsamlı.

Öncelikle Budapeşte Central Market’i ziyaret etmek için saate dikkat etmelisiniz. Burası pazar günleri kapalı. Haftaiçi de mesai saatlerinde açık. Bu detayı bilmeden gezerken benim gibi şanslı olamayabilirsiniz 🙂

Budapeşte Hali İle

Neyse ki ben açık bir anında yakalıyorum. Önceki gün şehrin batısında rastladığım market binası ile benzer bir mimarisi var. Tuğla duvarları bence samimi bir hava katıyor bu yapılara, şimdi içeriye bakıyorum.

Burası kocaman bir hangarı andırıyor. Özellikle alt katta aklınıza gelebilecek her türlü meyve, sebze ve et ürünleri bulmanız mümkün. Fiyatları da bence uygun.

Budapeşte Hali’nin İç Kısmı / Budapeşte 2017 Gezimden

Budapeşte’den Ne Alınır ?

Üst katta daha çok turistik ürünler, hediyelik eşyalar ve tekstil ürünleri var. Fakat alt kat kadar ucuz olduğunu söyleyemem 🙂 Özellikle turistik ürünler biraz pahalı, şehrin farklı noktalarında, ara sokaklarda bulabileceğiniz dükkanların daha iyi fiyat sunduğu kesin.

E geldik tabii ! Ben de koleksiyonuma güzel bir magnet katıyorum, aşağı katta Macaristan’ın yerel içkisi Palinka’yı alabileceğiniz yerler de var. Ayrıca önemli yapıların küçük maketleri de alınabilir.

Central Market’in hemen karşısında bana Brüksel ve Amsterdam’dakileri andıran sevimli evler var. Şehirdeki genel izlenimimden farklı bir anlayışla dizayn edilmişler, atlanmaması gerekiyor.

Central Market’in Karşısındaki Hoş Evler

Özgürlük Köprüsü

Şimdi Budapeşte’nin en sevdiğim köprüsündeyim; Szabadzag.

Diğer bir deyişli Özgürlük Köprüsü, Budapeşte’nin zarif yapılarından biri. 330 metre uzunluğundaki bu çelik köprüyü izlerken zamanda kısa bir yolculuk yaptığınızı düşünebilirsiniz.

Tasarımı oldukça hoşuma gittiğinden bendeki yeri ayrı, üzerinde yürürken arabaların geçişiyle ciddi derecede titremesi de farklı bir his.

Özgürlük Köprüsü ile / Budapeşte

Gellért Tepesi Mağarası ve Kilisesi

Özgürlük Köprüsü’nden Buda’ya geçerken sağda dikkatimi çeken değişik bir kilise var. Burası arkasındaki tepe ile birleşik Gellért Hill Cave.

İsminden tahmin edeceğiniz gibi, kilise mağaranın içinde yer alıyor. Bu tarz bir ibadethane gördüğüm tek yer Kuala Lumpur, Malezya’daki Batu Caves açıkcası. Avrupa Kıtası’nda görebileceğiniz en farklı kilise olarak niteleyebilirim.

Gellért Tepesi Mağarası

Gellert Tepesi’ne Nasıl Çıkılır ?

Bu noktadan itibaren yanıbaşımda Budapeşte’nin en yüksek noktası Gellert yükseliyor. Gellert Tepesi’ne çıkmanın en kolay yolu yürümek değil 🙂 Fakat karlı yollar ve değişen manzara eşliğinde yürüyerek tepeye çıkmak kötü bir fikir sayılmaz.

Gellert’e Çıkan Patika Yol

Özgürlük Köprüsü’nün altından Gellert Tepesi’ne kadar uzanan patika bir parkur var. Burası halkın sıkça kullandığı bir yer, korkmanıza gerek yok. Tepeye doğru çıktıkça da yer yer seyir noktaları var. Her yeni seyir noktası daha güzel bir manzara sunuyor.

Sonunda Gellert Tepesi’ne ulaşıyorum. Kesinlikle göründüğünden daha yüksek !

Gellert Tepesi’ne Çıkarken Rastladığım Seyir Teraslarının Birinden / Arkamda Özgürlük Köprüsü

Citadella ve Özgürlük Heykeli

Gellert Tepesi’nde şehrin neredeyse her yerinden seçilebilen devasa bir özgürlük heykeli ve Citadella adı verilen mini bir kale var. Burası gezmekten çok, Budapeşte’yi seyretmek için. Bu sırada hafifçe yüzünü gösteren güneşle beraber, manzara ve fotoğraflarım daha bir güzelleşiyor.

Şimdi bu tepeden aşağı inip diğer bir tepeye çıkacağım. Sırada Budapeşte’nin ünlü Buda Kalesi var. Bu iki tepe arasındaki yolculuk çok keyifli sayılmaz 🙂 Yorucu ve bir miktar ana yoldan geçiyorsunuz, fakat macera derecesi yüksek !

Gellert’den Budapeşte Manzarası

Buda Kalesi

Buda Kalesi’ne çıkmak için dün bahsettiğim füniküler hattını da kullanabilirsiniz. Ben yürüyeceğim diyenler, fünikülerin yanı başındaki yoldan yavaşça yukarı uzanabilir.

Bu seferki tepe o kadar dik değil, yer yer merdivenler de var, 10-15 dakikalık bir süre sonrasında Buda Kalesi’ne varıyorum.

Buda Kalesi’ne Çıkarken Gözüken Surlar

Buda ya da Budin Kalesi, Budapeşte’nin en eski noktalarından biri. İlk olarak 13. yüzyılda yapılan kale, günümüzdeki görünümüne 18. yüzyılın ortalarında ulaşmış. Ayrıca kale ve barındırdığı saray, önemli Barok yapı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Buda Kalesi keyifli bir avluya sahip. Buradan yanıbaşınızdaki saray kompleksini detaylı inceleyebilirken Budapeşte’nin genel görünümüne de hakim oluyorsunuz.

Buda Kalesi

Saray günümüzde içinde bir de müze barındırıyor. Benim gibi şanslıysanız Macar Askerler’in keyifli nöbet değişim anına şahit olabilirsiniz !

Kuzeye doğru yürümeye devam ediyorum. Buda Kalesi’nin çevrelediği bu bölge Budapeşte’nin Orta Çağ simulasyonu yaşatan farklı bir noktası, dört bir yanımda rengarenk evler ve çeşitli tarihi kamu binaları var.

Nehrin Karşısından Buda Kalesi

Matyas Kilisesi

Yolun sonunda hoş bir meydana varıyorum ve karşımda Matyas Kilisesi.

Matyas Kilisesi şüphesiz Budapeşte’nin en ihtişamlı yapılarından. İlk olarak 13. yüzyılda inşa edilmiş ancak geçirdiği savaşlarla beraber tahribat görüp günümüzdeki halini 19. yüzyılda almış.

Kilise göz alıcı bir mimariye sahip. Parlamento binasındakine benzer bir Neo-Gotik tarzı hemen farkedeceksiniz. Özellikle giriş bölümündeki detaylar oldukça hoş.

Matyas Kilisesi

Balıkçı Tabyası

Kilisenin hemen karşısında Budapeşte’nin diğer bir önemli yapısı Balıkçı Tabyası var. Bu yapı aslında turistik bir gözlem noktası şeklinde de düşünülebilir. Dondurmayı andıran kubbeleri ve masalsı görünümü ile insanın içinde güzel bir his uyandırıyor.

Balıkçı Tabyası adını bu bölgedeki eski balıkçı pazarlarından alıyormuş ve 20. yüzyılın başlarında yaptırılmış. Şehirdeki diğer yapıların aksine batılı Romanesk izler de görebileceğiniz bu yapı aşağıdan bakınca büyük bir kaleyi andırıyor.

Balıkçı Tabyası

Tabya, Budapeşte’yi izlemek için de hoş noktalardan biri. Tuna’ya bakarken sol çaprazımda kalan Parlamento ve sağımdaki Aslanlı Köprü’yü beraber izlemek harika.

Sanırım en güzel özelliği Balıkçı Tablası’nın surları üzerinde dilediğinizce gezebiliyor oluşunuz. Hatta kubbelerin içlerindeki butik kafelere ve turistik dükkanlara hazır olun.

Balıkçı Tabyası’ndan Budapeşte’yi İzlerken

Bugün ücretsiz olarak yaşayabildiğim Balıkçı Tabyası maalesef ki gelişen Budapeşte Turizmi’ne yenik düşmüş olmalı 2017 ziyaretim itibariyle ücretli hale gelmiş. Ama ben burada yapılacak daha iyi bir aktivite biliyorum 🙂 Yazının sonunu bekleyin !

Artık Buda tarafında gezeceğim yerleri tamamladım. Balıkçı Tabyası’nın oradan dün bulunduğum Batthyány tér’e doğru iniyorum. Bu yol oldukça keyifli çünkü az önce gördüğüm turistik ortamın aksine Budapeşteliler’i gözlemleyebileceğiniz sokaklar var.

Kış olduğundan gün de erken kararıyor, bugünlük Budapeşte’de gezeceğim yerleri tamamladım. Şimdi sizlere sonraki Budapeşte gezilerimde ziyaret ettiğim birkaç noktadan daha bahsedeceğim.

Balıkçı Tabyası Üzerinden

Kahramanlar Meydanı

Bunlardan ilki Hösök Tere yani Kahramanlar Meydanı.

Kahramanlar Meydanı, Budapeşte’nin en anlamlı noktalarından biri. Opera’nın da üzerinde bulunduğu Andrássy Bulvarı’nın sonunda bulunuyor.

Meydan, barındırdığı Macar tarihini yönlendirmiş kişilerin heykelleri ile ünlü. Ortasında duran anıt o kadar büyük ki, neredeyse Deak Ferenc’ten bile gözüküyor.

Kahramanlar Meydanı / Budapeşte’de Yaz

Budapeşte Şehir Parkı

Kahramanlar Meydanı’nın hemen arkasında Városliget var.

Burası şehrin en büyük parkı. Özellikle bahar aylarından sonra cıvıl cıvıl bir ortamı olduğunu söyleyebilirim. Burada yıl boyunca çeşitli festivaller de düzenleniyor. Parkın girişindeki havuz, kışın bir buz pisti !

Budapeşte Şehir Parkı’nın Her Mevsim Değişen Havuzu ve Buz Pisti

Budapeşte Kaplıcaları

Tam da bu parkın yanında Budapeşte’nin önemli değerlerinden biri olan termal kaplıcaların en ünlüsünü görüyorum. Széchenyi Termal Hamamı şüphesiz bunlardan en meşhur olanı.

Bu hamamlar Macar Kültürü’nde de önemli bir yer oluşturuyor, zaten Osmanlı egemenliği altında da kalmış olan bu topraklarda bizden izler görmek şaşırtıcı değil.

Széchenyi, termal açık havuzu ile özellikle kış aylarında ayrı bir boyuta çıkıyor. Dışarıda yağan karla beraber mayolarınızı giyip burada sıcak bir havuz keyfi yaşayabilirsiniz. Belirli günler de burada havuz partileri de düzenleniyor !

Budapeşte’deki tek termal nokta tabii ki burası değil. Demir Özgürlük Köprüsü’nün Buda ayağındaki Gellert Hamamı’da mistik bir ortam eşliğinde yıkanabileceğiniz bir yer.

Széchenyi Termal Hamamı ve Havuzu / Budapeşte Yaz Gezimden

Keleti Tren İstasyonu

Son olarak Keleti’den söz etmezsem de olmaz. Çoğunuz Budapeşte’ye bu güzel tren istasyonundan geleceksiniz !

Budapeşte Keleti İstasyonu, Avrupa’da görebileceğiniz en güzel tren garlarından biri. Çıkıp karşınıza aldığınızda etkilenmemeniz imkansız. Devasa giriş kapısı ve sarıya kaçan rengiyle bence listeye eklenmeli.

Keleti Tren İstasyonu / 2015 Budapeşte Gezim

Neden Budapeşte ?

Toparlayacak olursam, Budapeşte gerek ülkemize olan yakınlığı gerekse sahip olduğu kültürel ve tarihi yapıları ile görülmesi gereken bir şehir.

Budapeşte’ye tarihi bir gezi için gelin, eğlenmek için gelin ya da yaşamak için gelin ama gelin ! Burası Batı Avrupa ile Doğu’nun birleştiği bir nokta. Şehirden birkaç kilometre dışa çıktığınızda Komünist izler taşıyan binalar da görebilirsiniz, ülkemizle benzerlik gösteren detaylar da.

Gün Batımında Aziz Stephan Bazilikası / 2017 Bahar

Budapeşte’ye Ne Zaman Gidilmeli ?

Budapeşte’yi ziyaret etme zamanı var bir de. Bu şehri dört mevsim ve neredeyse her ayında ziyaret etmiş biri olarak benim görüşüm tüm mevsimlerde gelin 🙂 Ben ilk heyecanımı anlatmanın yanı sıra herkesin çekincesi olduğunu düşündüğümden kış mevsimindeki Budapeşte’yi anlattım. Oysa gördüğünüz gibi bu şehir karlar altında da enfes !

Budapeşte her mevsim ayrı bir görüntüye dönüşen ve tat veren bir yer. Fakat ilk kez gelecekler için ideal mevsimin bahar olduğu görüşündeyim. Eğer gençler eğlenmek için geliyorlarsa şüphesiz yaz.

Budapeşte’de Yaz ve Kış 

Budapeşte İklimi Nasıl ?

Budapeşte iklim olarak da ülkemiz karasal iklimine benziyor. Kışları kar görmek olası, fakat öyle eksi 20 dereceler falan olmuyor. Yazları ise 25-30 derecelerde fazla bunaltmayan bir sıcağı var.

Türkiye’nin batı ve güneyinden gelenler kışın biraz üşüyebilir !

Karlar Altında Budapeşte

Macarlar ve Türkler’e Bakışları

Macar İnsanları’na parantez açayım. Macarlar sanırım Avrupa’da gördüğüm en samimi insanlar. Türkler’e karşı da en sevimli tepkiler burada.

Burası ismimi tam anlamıyla “Görkem” şeklinde telaffuz edebilen insanlara sahip bir ülke 🙂 Zaten İngilizce’deki “Budapest” kelimesini unutun. Bu şehrin ismi “Budapeşt” ş ile söyleyeceksiniz !

Şehrin her noktasında Macarlar ile iletişime geçebilirsiniz, tabii son zamanlarda turist akınından yerel halkı bulmak kolay olmuyor 🙂

Budapeşte’deki Arkadaşım Simay ile Zrinyi Utca’da Kahve İçerken / 2017 Nisan

Budapeşte Gece Hayatı

Budapeşte’de gece hayatı da bana en çok sorulanlardan. Aslında bu konuda ayrı bir yazı mı yazmalıyım diye düşündüm ama sizleri yormayacağım !

Budapeşte benim dünya üzerinde gördüğüm en keyifli gece hayatına sahip. Çünkü mekanlar ve insanlar çok samimi. Burası daha çok orta düzey maddi gücü olan genç insanlara hitap ediyor.

Ülkede alkol ucuz ve mekanlarda herkes sadece eğlenmek istiyor, çekinceniz olabilecek hiçbir konu yok bu lafım kadınlar için de.

Deak Ferenc Ter’de Yaz ve Eğlence / 2016 Budapeşte Gezim

Budapeşte’deki Barlar

Peki nereye gidelim, ne yapalım ? Aslında pek mekan ismi önermem yazılarımda fakat burada işler başka. Opera Binası’nın arkasında kalan Instant benim için önemli bir yer. Gerek ortamını gerekse konseptini ülkemizde aramıyor değilim. 

Bunun dışında Szimpla’yı da hafife almayın. Gündüz sevimli gözüken kafe, akşam yerini eğlenceli bir gece kulübüne bırakıyor. Daha sakin ortam arayanlar Macar Parlamentosu ile Aziz Stefan Bazilikası arasındaki restoran-bar konsepti yerleri tercih edebilir. 

Bunun dışında yaz aylarında eğlenmek için Deak Ferenc’e ve Tuna kıyılarına gitmeniz yeterli ! 

Bahsettiğim Instant Bar Budapeşte

Budapeşte’de Ne Yenir ?

Budapeşte’de yeme içme konusu da var. Eminim Gulaş Çorbası’nı duymayanınız yoktur. Evet bu ülkenin en ünlü yemeklerinden biri o, neredeyse her yerde var, tadına bakılmalı.

Macar Mutfağı da kültürleri gibi her yönden izler taşıyor. Et yemekleri ağırlıkta ama bizimkilerden biraz farklı, tadı biraz değişik gelse de hoşunuza gidebilir. Yemek ismi vermeyi çok doğru bulmuyorum, etrafı betimleyebiliyorum ama lezzetler için pek gerçerli değil 🙂 gidin ve tadın !

Zrinyi’de Keyifli Bir Akşam Yemeği Eşliğinde Şarap İçerken / 2017 Bahar

Budapeşte Pahalı mı ?

Bu kadar yedin, içtin, gezdin de bu şehir pahalı mı nasıl yaptın ? Budapeşte bir turistin maddi açıdan korkacağı son yer. İlk ziyaretimden bu yana popülaritesi ile fiyatların da arttığını düşünsem de hala Batı ve Kuzey Avrupa’dan çok daha uygun.

Budapeşte’de istediğiniz yerde yemek yiyin ve istediğiniz yer de eğlenin ya da birşeyler alın. Eminim ülkemizden farklı bir fiyat ödemezsiniz. Fakat ucuz gibi bahsedince de yanlış anlaşılıyor. Türkiye ne ise hemen hemen o, hatta orası yüzde 10-20 daha bile pahalı denebilir.

Budapeşte Sokakları ve Arkadaşım Furkan

Budapeşte Kaç Günde Gezilir ?

Sen Budapeşte’ye defalarca kez gittin ama biz ne yapalım, kaç günde gezelim ? Budapeşte’ye ilk aşamada bence 2 gün ayırmak yeterli. Bu sürede anlattığım gezilecek yerleri pratik olarak ziyaret edebilirsiniz.

Ben kaplıcaya giderim, opera izlerim, müzeleri gezerim derseniz 1 hafta sıkılmazsınız !

Budapeşte Genel Görünüm

Macaristan Güvenli mi ?

İnsanların Budapeşte ve Macaristan’ı nispeten küçümsemesi ve bilmemesinden ötürü bir konuya daha açıklık getireceğim. Burası güvenli ve kendi halinde bir ülke.

Budapeşte’de gecenin geç saatlerinde bile bir kadın veya erkek istediği kıyafetle istediği şekilde gezebilir. Genel izlenim olarak çağdaş bir düşünce yapısına sahip olduklarını söyleyebilirim, çekinmenize gerek yok.

Budapeşte’de Bahar Akşamı / 2017 Gezim

Budapeşte Çevresindeki Şehirler

Son olarak Budapeşte’ye geldik nerelere de gidelim ? Şu Orta Avrupa üçlemesini hepiniz bilirsiniz, Budapeşte, Prag, Viyana 🙂 Evet bu üç şehir keyifli bir üçlü bence de, çünkü üçü de birbirinden çok farklı.

Ama benim size önerim daha çok Zagreb, Ljubljana ve Pecs. Zaten Viyana’ya ve Prag’a daima ucuz uçak biletleri oluyor ve başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinden buralara ulaşmak kolay. Fakat Hırvatistan ve Slovenya hep gözden kaçıyor !

Budapeşte’den trenler ile Zagreb’e ve oradan Ljubljana’ya geçebilirsiniz. Ayrıca Macaristan’ın küçük, sevimli şehri Pecs de bence hoş bir destinasyon.

Özgürlük Köprüsü Üzerinden / Budapeşte 2014

Bu şekilde upuzuun Budapeşte gezi notlarımın sonuna geliyorum, bıraksanız bir bu kadar daha yazarım ! İlerleyen zamanlarda Budapeşte gezinize rehberlik edecek yeni yazılar da sizlerle paylaşacağım.

Benim rotamda yarın İtalya ve başkent Roma var. Budapeşte’ye biraz uzak olabilir 🙂 Fakat benim gibi 10 euro’ya uçak bileti bulursanız yalnızca iki saat ! Oradaki notlarımı da yakın bir zamanda sizlerle paylaşacağım, bu keyifli gezinin devamını da okumanızı öneririm.

Ayrıca Budapeşte’deki tecrübelerimden yola çıkarak yazdığım bir de tavsiye yazım var. Onu da okumadan Budapeşte’ye gitmeyi düşünmeyin, internette bulabileceklerinizden biraz farklı, “Budapeşte’yi yaşamak için”. Hepinize keyifli günler !

İlginizi Çekebilecek Yazılar

 İnstagram'da Serüvenime Ortak Olun !

2 Yorum Bırakılmış

  1. Gul Ozturk says:

    Yazınızı okuduktan ve resimleri gördükten sonra Budapeşte’de olmak istedim gerçekten. Gezi programı yapanlar için açıklayacı bir rehber niteliğinde olmuş.Teşekürler…

Şimdi Sorun, Görkem En Geç Birkaç Saate Yanıtlasın !

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*