Dünyayı gezme hayallerimiz bir yana dursun, böyle giderse dünyada gezecek bir yer kalmayabilir! Günden güne iklim değişiklikleri ve çevresel sorunlar ile daha fazla karşılaşıyoruz. Eminim hepiniz bilinçli bireyler olarak günlük hayatınızda doğayı korumayı ilke edindiniz. Peki ya gezerken doğayı korumak mümkün mü?

İşte ben de bu soru ile çıktım yola. Aslında İtalya’da okuduğum dönemden de tecrübeliyim. Ancak bu işi bir bilene sormalıyım dedim. Instagram’da 1.5 Derece ile tanıştım. İki genç lise öğrencisi sıcaklıklar 1.5 derece daha artmasın diye yola çıkmış, ben de içimden vay canına dedim ve sorularımı yönelttim işte tüm hikaye bu hadi onlarla tanışalım;

Merhaba sevgili Duru ve Alara! İlk olarak bu röportajla Görkemliyollar’a konuk olduğunuz için teşekkür ederim. Burada ben ve dünyaya gezme arzusu içindeki binlerce genç olarak bize katıdığınız için mutluluk duyuyoruz. 1.5 Derece adını verdiğiniz bu hareketi yakından tanıyorum. Ancak bugün daha çok “çevrevi gezilere” yoğunlaşmak istiyorum. Yani kısacası gezip, keşfederken size nasıl katılabiliriz, bu konuda yardımınıza ihtiyacımız var 😊Belki size daha denk gelememiş olanlar vardır, kısaca kendinizi tanıtarak başlayabilir misiniz?

Tabii ki. Biz Duru Barbak ve Alara Civelek. 18 yaşındayız, 12. sınıfa geçtik. Yaklaşık iki buçuk senedir iklim aktivistliği yapıyoruz. 1.5derece instagram blogunu yönetiyoruz, aynı zamanda Fridays For Future Türkiye’de (Gelecek için cumalar) iklim grevleri düzenliyoruz.

Peki bu hikaye nasıl başladı! Kendinizi tam olarak nasıl tanımlıyorsunız ve 1.5 Derece ne demek?

1.5 Derece / Alara Civelek & Duru Barbak / instagram @1.5derece

“…sokakta halen yere çöp atan insanlar görmek bizi sinirlendiriyordu, bir şeyler yapmamız gerek…”

Biz lisenin hazırlık yılında tanıştık ve çok yakın arkadaş olduk. İkimizin de küçüklükten gelme bir doğa sevgisi ile çevre bilinci olduğundan ilgi alanlarımızın çok benzer olduğunu fark ettik.

Sınıftayken internetten daha fazla araştırma yapmaya başladığımızda çok değer verdiğimiz gezegenimizin insanlar yüzünden büyük tehlikede olduğunu gördük. Sayfayı ilk açtığımızda daha çok plastik kirliliği ve atıklar üzerine yoğunlaşıyorduk. Biz atıkları azaltmak ve geri dönüşümden bahsederken sokakta halen yere çöp atan insanlar görmek bizi sinirlendiriyordu, bir şeyler yapmamız gerek diye düşündük, bu bilinçsizlik böyle devam edemezdi.

İklim ve çevre konusunda Türkçe etkileyici içerikler çok azdı, dolayısıyla bilinç de yok gibiydi. Bizim ilgimiz olmasa ve araştırmasaydık biz de bu çevre sorunlarının farkına varmayacaktık, çünkü bu sorunlar ne okulda öğretiliyor ne de medyada gündeme geliyor. Farkındalık artırılması gerektiğine karar verdik ve bunun için de bilimsel gerçeklere dayanan anlaşılır ve ilgi çekici içerikler üretip Instagram üzerinden paylaşmaya başladık. Başta çoğunlukla kirlilik konularına yoğunlaşsak da zamanla iklim konusuna daha çok yoğunlaştık çünkü ortada iklim krizi diye bir kriz vardı. Böylece iklim aktivisti olduk ve Fridays For Future Türkiye’de iklim grevleri düzenlemeye başladık.

1.5 derecenin anlamına gelirsek de,

Bir Buçuk Derece Nedir? instagram@1.5derece

“…ortalamadaki 1.5 ve 2 derecelik bir sıcaklık artışında su kıtlığına maruz kalacak insanların sayısı sırayla 271 ve 388 milyon…”

Bildiğimiz gibi biz insanların fosil yakıtları yakması ve diğer insan faaliyetleri sonucu atmosfere karbondioksit gibi bazı sera gazları salınıyor ve bu gazlar gezegenimizin ısınmasına, iklim krizi dediğimiz olaya sebep oluyor.

İnsan kaynaklı iklim krizi ile birlikte gezegenimizin ortalama sıcaklığı artıyor ve bu artış beraberinde felaketler getiriyor. Sanayi devriminden beri gezegenimizin ortalama sıcaklığı yaklaşık 1,2 derece arttı bile. Şu an bu 1,2 derecelik artışın etkilerini hissediyoruz: şiddetlenen ve sıklaşan orman yangınları, kuraklık, aşırı sıcaklar; diğer yandan fırtınalar, seller, hortumlar, düzensiz yağışlar… Denge bozuluyor. Şimdi insanlara 1,2 derece çok az, ne olacakmış ki gibi gelebilir. Fakat dünyanın ortalama sıcaklığında olan bir değişiklikten bahsediyoruz, bu artış kimi zaman hava sıcaklığının 10-20 derece daha fazla olması şeklinde görülebilir. Ayrıca yarım derecelik bir sıcaklık artışının bile çok büyük etkisi var, örneğin ortalamadaki 1.5 ve 2 derecelik bir sıcaklık artışında su kıtlığına maruz kalacak insanların sayısı sırayla 271 ve 388 milyon.

1.5 derece de bilim insanları tarafından gezegenimizin yaşanabilir kalması ve geri dönülemez hasarları minimum düzeyde tutabilmek için sıcaklık artışını tutmamız gereken en uç sınır olarak belirlendi. Ortalama sıcaklık artışını 1.5 derecede sınırlandırmak için insanlık olarak saldığımız sera gazlarını özellikle de fosil yakıtlardan kaynaklı karbondioksiti hızlıca kesmemiz gerekiyor.

Brescia’daki Okulumun Verdiği Su Matarası

“…Gezerken aynı zamanda doğayı plastik kirliliğinden korumamız mümkün…”

Tek kullanımlık plastiklerin ortalama kullanım süresi birkaç dakika. Birkaç dakika kullanıldıktan sonra atılıyorlar fakat bu plastikler sanıldığının aksine doğada çözünmüyor. Okyanuslara karışıyor, zamanla küçük parçalara ayrılarak mikroplastik denen küçük parçacıklara dönüşüyorlar. Bu mikroplastikler çok tehlikeli, aşırı küçük olduklarından gözle görülmesi genelde mümkün olmuyor.

Deniz canlıları bu mikroplastikleri yutarak midelerinde biriktiriyor, zamanla da ölüyorlar. Plastik üretimi o kadar çığrından çıktı ki, artık bizim besin zincirimizin içinde de plastik mevcut. En çarpıcı noktalardan biri de bu kirliliğin büyük bölümünün birkaç dakika kullanıp attığımız tek kullanımlık plastiklerden oluşması. Ortalama bir insanın haftada 1 kredi kartı büyüklüğünde plastik yediği biliniyor ve bir annenin plasentasında bile mikroplastiğe rastlandı. Eğer plastik tüketimine bu hızla devam edersek 2050 yılından itibaren okyanuslarımızda balıktan çok plastik olması bekleniyor. Bu plastik çılgınlığına bir son vermeliyiz artık.

Gezerken aynı zamanda doğayı plastik kirliliğinden korumamız mümkün, bunun için uygulayabileceğimiz ilk adım tek kullanımlık plastikleri reddedip yerine yeniden kullanabilir alternatifleri (su matarası, termos, bez çanta) tercih etmek.

Şimdi “çevreci geziler” konusunu biraz detaylandırmak istiyorum. Çünkü artık planlarımızı buna göre yapmalıyız! Mesela ben küçük yaşlardan beri yelken yaptığım için neredeyse sıfır karbon ayakizi ile seyahat etmenin keyfini de biliyorum 😊 Size göre çevreci bir gezide ideal ulaşım aracı ve konaklama nasıl olmalı? Nelere dikkat etmeliyiz, daha çok hangi yolları tercih etmeliyiz!

Uçak kullanmak çok fazla karbon salımına neden olduğu için mümkünse onun yerine tren veya deniz taşımacılığı yoluyla seyahat edersek çok iyi olur.

Konaklama için yer ayırtırken de https://www.bookdifferent.com/en/ websitesinden yararlanarak en çevreci seçenekleri tercih edebilirsiniz. Site,  gecelik karbon ayak izine göre en yeşil otelleri filtreleyerek sıralıyor.

instagram @1.5derece

“…bez çanta aslında her zaman işe yarıyor, yanınıza almanız çok güzel….”

Ben mesela artık yanıma fazladan boş bir çanta almadan bir yere gitmiyorum. Çünkü gezdiğimiz yerlerden alacağımız keyifli ürünleri bir poşete koymak istemeyiz. Bunun benzeri olarak “çevre farkındalığı olan bir gezgin” olmak için valizimizde neler olmalı ve gittiğimiz yerlerde ne gibi şeylere dikkat edebiliriz?

Bez çanta aslında her zaman işe yarıyor, yanınıza almanız çok güzel. Su doldurmak için matara taşımak da çok iyi olabilir, hem gezerken su arayışı derdine de girmenize gerek kalmaz.

Otellerde genellikle verilen bakım ürünleri plastikler içinde oluyor. Küçük şişelere kendi şampuanınızı doldurup getirebilirsiniz mesela. Aynı şekilde katı sabun ve şampuanları yanınızda rahatça taşıyabilirsiniz.

Yemek kabı taşıyarak da yanınızda atıştırmalıklar taşıyabilir, paket servis alacaksanız yemekleri bu kaplara koymalarını isteyebilirsiniz.

Tüm bu anlattıklarınızdan bir slogan da çıkmalı bence 😊 Sizce “çevreci gezgin” olabilmenin 3 temel kriteri ya da “çevreci geziler” in sahip olması gereken 3 temel özellik nedir? Liste olarak bunları duymak isteriz.

“…en sürdürülebilir ürün satın almadığımız üründür…”

1. Gereksiz, ihtiyacımız olmayan ürünleri almaktan kaçınmak.

En sürdürülebilir ürün satın almadığımız üründür. Tüketim çağındayız, ihityacımız olmayan çok fazla lüzumsuz şey alabiliyoruz. Özellikle yeni ve farklı bir ülke görünce ilginç ürünler satın alma isteğimiz olabilir fakat almadan önce bu ürünün doğada bıraktığı ayak izine değip değmeyeceğini düşünmemiz gerek. Üretilen her ürün belirli bir miktarda doğal kaynak kullanıyor, atmosfere karbon salıyor ve çeşitli kaynakları kirletiyor. Bu gerçeklerin bilincinde olup alışveriş yapmalıyız.

2. En çevre dostu ulaşım şeklini tercih etmek.

Aslında önceki soruda bundan bahsettik ama yine tekrar edelim. En az karbon salan yöntemleri seçebiliriz. Mesela uçakla gitmeyi planladığımız bir yere tren, otobüs, gemi varsa kullanabiliriz.

3. Atıklarımızı azaltmak

Aslında yukarıda da bahsettik bundan. Tekrar kullanılabilir eşyaları taşıdıkça tek kullanımlıkları ve atıklarını azaltmış oluruz.

Atatürk Kent Ormanı / İstanbul

“…1.5 derecelik sıcaklık artışı yaşanırsa gezme özgürlüğümüz biraz kısıtlanacak…”

Aslında her şeyin temelinde kişisel olarak doğa ve çevre farkındalığı kazanmak var sanırım. Şimdi bunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir sorum olacak. Dünya’da sıcaklıklar 1.5 derece artarsa ve küresel iklim dengesi bozulursa sizce dünyayı artık özgürce gezebilir miyiz? Böyle bir durumda genel olarak dünyada neler yaşanabilir?

Bence 1.5 derecelik sıcaklık artışı yaşanırsa gezme özgürlüğümüz biraz kısıtlanacak. Çünkü gittikçe daha fazla bölge aşırı hava olayları, su ile gıda kıtlığı ve diğer iklim krizi kaynaklı felaketler nedeniyle seyahate uygun olmayacak. Fakat her ülke iklim krizinden eşit ölçüde etkilenmiyor tabi ki, bu yüzden bazı ülkelere gitmek zorlaşırken bazı ülkelere de seyahat sezonları uzayabilir.

İklim krizi sebebiyle hiçbir ülke artık güvende değil. Örnek vermek gerekirse ada ülkeleri ve deniz seviyesindeki bölgeler su altında kalma riskiyle karşı karşıya. İklim krizinin getirdiği sıcaklık artışıyla buzullar eridikçe deniz seviyesi artacak ve insanlar bu bölgeleri terk etmek durumunda kalacak.

1.5 Derece / Alara Civelek & Duru Barbak / instagram @1.5derece

Biraz da eğlenceli sorulardan devam edelim 😊 Duru Barbak ve Alara Civelek’in dünyada en çok görmek istediği şehirler ve ülkeler nereler?

Alara: Katıldığımız bir projede İspanyol insanlarla tanıştık ve gerçekten çok sevdik bu yüzden ikimiz de kesinlikle İspanya’ya gitmek istiyoruz. Daha sonra Polonya, Estonya, Makedonya, İtalya olabilir. Hollanda’yı da görmek çok istiyorum. Afrika ve Filipinler de ilgimi çekiyor.

Duru: Ben de ilk olarak İspanya’daki Madrid ve Barcelona şehirlerine gitmek isterdim. Polonya’da da Krakow şehrini görmeyi de çok istiyorum. Ayrıca Japonya ve Güney Kore gibi çok farklı ülkelere seyahat etmeyi de istiyorum.

Söyleşi tadındaki bu güzel röportajımızı artık bitirme vakti. Alara ve Duru tekrardan verdiğiniz bu samimi cevaplar için teşekkür ederim. Umarım 1.5 Derece çok daha büyük kitlelere ulaşır ve bu önemli bilincin artmasına katkıda bulunur. Biz de artık verdiğiniz tavsiyeler doğrultusunda “çevreci gezginler” olarak “çevreci geziler” de bulunacağız.  Artık kapanış için sözü size bırakmak istiyorum, bana ve tüm okuyucularımıza 1.5 Derece neler söylemek ister? Söz sizde 😊

Hepinizin iklim aktivisti olmasına ihtiyacımız var. Hepimiz iklim krizini dile getirmeli ve çözülmesi için gereken değişimi talep etmeliyiz. Bizi 1.5 derece Instagram hesabımızdan takip edebilirsiniz, hepinize sevgiler.

Cevaplarımızı fazlasıyla aldık. Şimdi sıfır karbon salınımlı bisikletle Yunanistan gezimi de bi inceleyin derim. Çevreci geziler için işinize yarayabilecek bazı ek makaleler de buldum;

Şimdi Sorun, Görkem En Geç Birkaç Saate Yanıtlasın !

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir