Minsk, Belarus Gezi Notlarım

Baltık Ülkeleri ve Belarus Gezisi / Gezi Notları

Minsk, Belarus Gezi Notlarım


Bugünün rotasında Baltık Ülkeleri ve Belarus adını verdiğim gezim kapsamında ziyaret ettiğim Belarus ve başkent Minsk var.

Gezi notlarımda Minsk’te gezilecek yerleri ve genel Belarus izlenimlerimi serüvenim eşliğinde bulabilirsiniz.

Minsk’e Nasıl Gidilir ?

13 Aralık 2016 Salı. Sabahın daha ilk ışıklarını görmeden Vilnius, Litvanya’da uyanıyorum. Saat 06.15’teki Minsk trenim için Vilnius Tren İstasyonu’na doğru yola çıkıyorum.

Dışarıda hava -10 derece civarlarında, sokak lambalarının ışıkları yerdeki buz tutmuş yoldan yansıyor. Sonunda Vilnius İstasyonu’ndayım. Buradan Minsk, Belarus’a olan yolculuğum yaklaşık 2.5 saat sürecek.

Ülkemizden Minsk ve Belarus’a ulaşmak isteyenler, Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşları ile 3 saatte buraya gelebilirler.

Beni Minsk’e Götürecek Trenim / Vilnius, Litvanya

Ben Schengen bölgesindeki Litvanya ülkesindeyim. Belarus ise Avrupa Birliği üyesi bir ülke değil. Bu yüzden istasyonda trene binmeden ülkeden çıkış için pasaport kontrolünden geçiyorum.

Trene binmeden önce keyifli bir kar yağışı başlıyor, ben yerimi alıp hafif bir uyku eşliğinde Minsk yoluna koyuluyorum.

Minsk Nerededir ?

Öncelikle Belarus ve Minsk’ten bahsetmek istiyorum.

Belarus ya da bilinen diğer bir adıyla Beyaz Rusya, Avrupa’nın doğusunda ve Rusya Federasyonu’nun batı ucunda bulunan küçük bir ülke. SSCB’nin dağılmasıyla beraber kurulan ülkelerden biri olan Belarus, diğer dağılanlar arasında şuan Rusya ile en yakın ilişkide olan diyebiliriz.

Zafer Anıtı, Minsk

Belarus’a Vize Almak Gerekli mi ?

Belarus’da Beyaz Rusça ve Rusça konuşuluyor bu diller de birbirine oldukça yakın. Para birimleri ise Belarus Rublesi. Litvanya ve kalan Avrupa’dan farklı olarak Kril Alfabesi kullanıyorlar ve ülke Rusya Federasyonu ile sınır birliği içinde. Belarus, ülkemiz vatandaşlarından, kısa süreli ziyaretlerinde vize istemiyor.

Başkent Minsk ülkenin en önemli şehri. Tarihi 11. yüzyıldaki Minsk Prensliği’ne kadar dayanan bu şehir birinci ve ikinci dünya savaşlarında çokça el değiştirdikten sonra SSCB ve Belarus egemenliğine ulaşmış. Şehrin günümüzdeki nüfusu 2 milyon kadar ve turistik anlamda yükselen bir değeri var.

Belarus’a Giriş Formu

Sabahın ilk ışıklarıyla Minsk’e yaklaşıyoruz. Belarus’a giriş için pasaport kontrolü trende yapılıyor. Doldurmanız için Immigration Formu verilıyor. Aynısı uçakla gelirken de dağıtılıyormuş. Form nerede, kaç gün kalacağımız ve benzeri konularlarla ilgili.

Vilnius – Minsk Treni / Gün Aydınlanıyor

Bu form Rusya’ya girerken doldurduğumun aynısı. Rusya ile Belarus sınır birliği içinde. Enteresan olan sınır birliği olan iki ülkeden Rusya vize isterken Belarus’un istememesi. Teknik olarak Belarus’a giriş yapıp oradan Rusya’ya vizesiz ulaşmak mümkün. Tabii ki bu yasak ve yapılmaması gerekli !

Trenim Minsk Tren İstasyonu’na varıyor. Herhangi bir gümrük bölgesinden geçmeden direkt olarak şehre giriş yapıyorum. Bu sırada saatimi de 1 saat ileriye aldım. Belarus, ülkemiz ile aynı saat dilimi içerisinde. Hemen batısındaki Litvanya ile 1 saat farkı bulunuyor.

Minsk’ten İlk İzlenimler

Saat sabahın erken saatleri ve oldukça soğuk. Ancak bulutların arasından sızan hafif bir güneş var. Güneş eşliğindeki kar manzarası ile gezmek ayrı bir keyif olacak.

Minsk Tren İstasyonu’nun Önü

İstasyondan kafamı çıkardığım andan itibaren beni farklı bir dünya karşılıyor sanki. Vilnius’tan yalnızca 180 kilometre uzaktayım ama burası Batı ve Orta Avrupa’dan oldukça farklı. Birkaç saat içinde Avrupa’dan çıkıp Rusya’ya gelmiş gibi oluyorum.

Minsk, ilk izlenimlerimle beraber netleşmeye başlıyor kafamda. Burası tam anlamıyla bir Rus şehri. Mimarisi, dili, insanları ile birkaç sene önce ziyaret ettiğim Moskova anılarımı canlandırıyor. Aslında sabah geldiğim Vilnius’da da Rus Mimarisi etkilerini hissetmiş olsam da burası tamamıyla Rus etkisi altında.

Minsk Tren İstasyonu’nun hemen karşısında Sovyet Döneminden kalma heybetli bir bina yer alıyor. Aslında bu binalar kaleyi andıran şekilde koskoca bir bloğu kaplıyor. Genelde devlet kurumları ve bankalara hizmet eden bu tarz yapılardan Minsk’te oldukça fazla mevcut.

İstasyonun Karşısındaki Heybetli Bina

Minsk’te Gezilecek Yerler

İlk olarak kalacağım hostele doğru yola koyuluyorum. Hostel şehrin merkezine yakın ancak istasyona yaklaşık 3 kilometre mesafede. Ben de Minsk’te gezilecek yerleri gezmeye başlayarak hostele doğru yola koyuluyorum.

Minsk özellikle geniş ve düzenli caddeleriyle dikkat çekiyor. Bu caddeler şehir boyunca uzanıyor. Karşıdan karşıya geçmek ise her zaman münkün değil. Çünkü caddeler tek yön ve 3-5 şeritli. Yer yer alt geçitler ve trafik ışıkları var bunları kaçırmamalısınız yoksa benim gibi yolu oldukça uzatabilirsiniz.

Bahsettiğim alt geçitlerde ayrı bir yaşam var sanki. Boyu boyunca dükkanlar ile çevrili ve canlı. Kendinizi buralarda tam anlamıyla Belarus’ta hissediyorsunuz.

Yolum üzerinde ilk karşıma çıkan önemli yer. İndependence Square.

Independence Meydanı, Minsk

Adından anlayabileceğiniz gibi burası Minsk Özgürlük Meydan’ı. Meydan oldukça geniş. Benim gittiğim dönemde kocaman bir noel ağacı da var. Bu meydanın çevresinde Minsk’in önemli yapıları bulunuyor.

Bu yapılardan ilki House of Goverment yani hükümet binası. Minsk’in bir başkent olduğunu biliyorsunuz, Belarus tam olarak buradan yönetiliyor. Yapı dünyanın farklı yerlerindeki örneklerinden biraz farklı. Daha çok kocaman bir kaleyi ve bizdeki yeni yapılan adliye saraylarını andırıyor. Zaten yazımın başında da bahsetmiştim. Sosyalist düzenin simgesi bu tarz binalar Minsk’in her yerinde mevcut.

Hükümet binasının önünde SSCB’nin kurucusu Vladimir Lenin’in bir anıtı yer alıyor. Meydan boyunca daha birçok anıta rastlamanız mümkün.

Church of Saints Simon and Helena

Meydanın bir diğer önemli yapısı Church of Saints Simon and Helena. Kilise şehrin çok eski yapılarından biri değil, 1910 yılında tamamlanmış. Sahip olduğu mimari Minsk bütünlüğüne biraz aykırı ve şehir içinde dikkat çektiğini söyleyebilirim.

İlerlemeye devam ediyorum. Güneş iyice kendini göstermeye başladı. Sırada Pischalauski Kalesi var. Bu kale 1825 yılında inşa edilmiş bir cezaevi aslında. Günümüzde de yakın zamana kadar Belarus Emniyet’i ile ilgili bir birimde kullanılıyormuş.

Kalenin tasarımı Avrupa’daki orta çağ kalelerini anımsatıyor. Şimdilerde kalenin durumu pek iyi değil ve restorasyon çalışmaları yapılacakmış. Ziyaret etmeniz de maalesef mümkün değil. Yalnızca uzaktan görebildiğinizle yetinmelisiniz.

Minsk Sokakları

Artık Revolucion Hostel’e varıyorum. Hostelim şehrin biraz daha tarihi ve canlı kısmında yer alıyor. Svislach Nehri’ne de yakın. Minsk’in ortasından klasik avrupa şehirlerinde olduğu gibi bir de nehir geçiyor.

Biraz dinlenip, yanımda getirdiğim sandviçlerden atıştırdıktan sonra her zaman olduğu gibi vakit kaybetmeden şehri gezmeye devam ediyorum. Yurtdışında kaldığım yerde çok fazla vakit geçiren biri değilim. Bana kalırsa Minsk’te geçireceğim her dakika kıymetlı !

Minsk Şehir İçi Ulaşım

Çoğu yerde olduğu gibi ben gezime yürüyerek devam ediyorum. Ancak Minsk’in gelişmiş bir metro ağı bulunuyor. Şehrin neredeyse her noktasında metro istasyonları var. Metro istasyonlarının tasarımları da görülmeye değer. Metroyu kullanırken ise dikkat etmeniz gereken bir konu var;

Minsk Sokakları / Metro Çıkışı

Belarus’ta Kril Alfabesi kullanıldığını söylemiştim. Bu durum şehirde oldukça zorluk yaratıyor açıkcası. En basit tabelalardan bile hiçbir şey anlamak mümkün değil. Metrolarda da ineceğiniz istasyonu anlamanız biraz güç olabilir. Bu yüzden Minsk’te seyahat rotanızı daha net belirlemek zorundasınız. 

Şimdi Kastryčnickaja Metro İstasyonu’nun bulunduğu yerdeyim. Burası Minsk’in kalbi diyebilirim. Şehrin önemli birçok yapısı bulunuyor burada. Bunlardan ilki Palace of Republic.

Palace of Republic, Minsk

Palace of Republic şehrin en önemli konser ve gösteri merkezi. Bu yapı 1990’lı yıllarda kullanıma açılmış. Tasarımının Anıtkabir’i anımsattığını söylemem gerekiyor. İçini gezmek mümkün değil ancak önceden alabileceğiniz gösteri biletleri ile hem içini görebilir hem de eşsiz oyunlara şahit olabilirsiniz.

Bu bölgedeki kalan yapıların çoğu yine opera ve gösteri binası şeklinde. Minsk Kültür Sarayı, Yanka Kupala Ulusal Tiyatrosu ve Belarus Merkez Sirk Binası görülmeye değer. Opera ve sahne sanatları Belarus Kültürü’nde önemli bir yer tutuyor. Şehirde irili ufaklı buna benzer birçok yapı mevcut.

Minsk Kültür Sarayı

Svislach Nehri’ne doğru yürüyorum. Şehrin nehir kıyısındaki büyük bölümü parklar ile çevrili. Yanka Kupala Park ve Gorky Park bunlardan ikisi. Karla kaplı ağaçlar ile bu parkların oluşturduğu manzara çok daha hoş.

Şehrin merkezindeki küçük köprüden karşıya yöneliyorum. Bu sırada gördüğüm manzara beni biraz şaşırtıyor. Çünkü nehir soğuktan donmuş. Üzerine yansıyan güneş ise bana Finlandiya’da yaşadığım anıları anımsatıyor, eşsiz bir manzaraya şahit oluyorum yeniden.

Bulutların Arasından Sızan Gün Işığı ile Minsk Parkları

Köprünün sonunda Zafer Anıtı’nı görebiliyorsunuz. Bu anıt da şehrin önemli parçalarından biri. Daha fazla ilerlemenize gerek yok. Buradan sonra normal şehir binalarından ibaret şekilde. Ben nehrin kuzey kıyısından keşfetmeye devam ediyorum.

Donmuş nehirler her zaman ilgimi çekiyor. Doğduğum ve yaşadığım yerlerde bu duruma çok alışkın olmadığımdan olsa gerek. Minsk şehrine de soğuk ve karın çok yakıştığını söylemeliyim. Ancak -10 dereceye vuran soğuk fotoğraf çekmemi ve yürümemi biraz zorlaştırıyor tabii.

Donmuş Svislach Nehri ve Ben / Köprü Üzerinden

Parklar ve manzara eşliğinde biraz soluklandıktan sonra Bolşevik Operası’na varıyorum, orjinal adıyla National Academic Bolshoi Opera and Ballet Theatre.

Bolşevik Operası şehrin önemli simgelerinden. Sahip olduğu mimari ve tasarım büyüleyici. Yapı 1933 yılında tamamlanmış ve günümüzde hala kullanılıyor. Gece ışıklandırmasının da ayrı guzel olduğunu eklemem gerek.

Donmuş Nehir ve Arkada Bolşevik Operası

Bolşevik Operası’ndan nehre doğru yürüyüp köprüden karşıya geçtiğinizde, şehrin Old Town olarak niteyebileceğim turistik bölgesine (Верхні Горад) varmış oluyorsunuz.

Burada eski yapıları ve eski tarzla yapılmış yeni binaları görmeniz mümkün. Minsk aslında çok da turistik bir şehir değil. Daha çok sahip olduğu atmosfer ve kültür ile ön planda. Ancak bu yeni yapılar ile turistik noktalar kazandırılmaya çalışılıyormuş şehre. 

Eski Şehir Bölgesi

Bu bölgede irili ufaklı galeriler ve müzelere rastlamanız mümkün. Özellikle soğuk zamanlarda biraz olsun ısınmak için birebirler.

Şimdi şehrin tarihi anlamda en önemli yapısının yanındayım. Holy Spirit Katedrali.

Holy Spirit Katedrali, 17. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş bir ortodoks kilisesi. Mimarisi ve şehre uyumlu bembeyaz rengiyle beraber Minsk’te görülmesi gerekenler listesinde. Kiliseyi gün içerisinde ücretsiz olarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Holy Spirit Katedrali

Kilisenin hemen yanında Belarus Ulusal Müzesi ve Minsk Belediye Binası görülmeye değer yapılar yer alıyor. Karşı tarafında ise aynı isimli Holy Spirit Kilisesi ve güzel bir Manastır var. Bu bölgedeki her yer keşfedilmeye değer !

“Верхні Горад” bölgesinden güneye doğru ilerliyorum. Şehrin bu kısmı daha çok yaşanılan aktif bölgelerinden biri. Her tarafta irili ufaklı alışveriş dükkanları, restoranlar ve güzel bir kilise bulunuyor. Hemen arkalarında yükselen yüksek konutlar ise ilginç bir görüntü oluşturmuş. 

Minsk Belediye Binası

Minsk genelinde yüksek konutlar oldukça yaygın. Bu konutlar yer yer 10-20 kata kadar ulaşabiliyor. Şehir genel olarak duzenli olsa da çarpık görüntüler de görebiliyorsunuz.

Ben şimdi hostelime doğru yola koyuluyorum. Burada toplamda bir gece kalacağım. Yarın öğleden sonra direkt olarak İstanbul’a uçuyorum. Ancak Minsk gezimi daha tamamlamadım !

Eski Şehir Bölgesi

Minsk Gece Hayatı

Akşam saatleri için ayrı bir planım var. Minsk gece hayatı ve eğlence yerleri oldukça hareketli. Çoğunlukla Rus kültürü altındaki bir şehirden başka birşey beklemek yanlış olur değil mi ?

Hava kararıyor. Güzel bir kar yağısı eşliğinde yürümeye başlıyorum. Bu sefer durağım nehir kenarındaki Minsk’in hoş bir semti; Trinity Hill

Şehirdeki Yüksek Konutlar

Trinity Hill bölgesinde görmek isteyeceğiniz tarzda hoş kafeler ve evler var. Hemen nehrin kenarında Island of Tears, yani gözyaşı isimli küçük bir ada ve sahip olduğu hoş bir anıt mevcut. Buradan şehri ışıklar altında izleyebiliyorsunuz. Bu bölgedeki küçük pub’lardan birinde şehrin keyfini çıkardıktan sonra hostelime dönüyorum.

Kaldığım hostel oldukça naif ve sessiz. Minsk çok fazla turist alan bir şehir sayılmaz, özellikle kışın bu döneminde. Odamın manzarası da gece bastıran karla beraber harika bir hal alıyor. Şansıma koskoca odada sadece ben varım.


14 Aralık 2016 Çarşamba. Güne eşsiz bir kar manzarası ile Minsk’te uyanıyorum. Önceki gün marketten aldığım domates, muz, yanımda getirdiğim krakerim ve sıcacık bir çay eşliğinde kahvaltı yapıyorum. 

Hostel Odamdan Sabah Kahvaltısı / Minsk

Ben yurtdışındaki yeni yiyeceklere çok açık bir insan sayılmam. Denemem gerekenler dışında daha basit ve sağlık yemekleri tercih ediyorum. Dünyanın her yerinde sebze,meyve ve basit yiyeceklerin tadı aynı, hem de fiyatları oldukça uygun.

Bugün artık İstanbul’a döneceğim. Şehirde son görmek istediğim yer, adını belki hatırlayacağınız Dinamo Minsk Futbol Takımı’nın stadyumu olacak. Adeta bir İspanyol Arenası’nı andıran yapısı oldukça etkileyici.

Dinamo Minsk Stadyumu

Minsk Havalimanı – Şehir Merkezi Ulaşım

Stadyumu ziyaretimin ardından artık Minsk Uluslararası Havalimanı’na doğru yola çıkıyorum. Havalimanı şehrin biraz dışında ve otobüslerle ulaşım sağlanıyor. Bu otobüslere, Minsk Tren İstasyonu’nun hemen yanından binebiliyorsunuz. Ayrıca tam da o bölgede güzel bir alışveriş merkezi mevcut. Şehirden ayrılmadan koleksiyonuma birkaç yerel parça katıyorum.

Bir saat süren bir yolculuk ardından havalimanındayım. THY’nin 284 sefer sayılı Minsk- İstanbul uçuşuyla ülkeme dönüyorum artık.

Minsk Uluslararası Havaalanı

Minsk notlarımı da toparlamak istiyorum. Burası ilk planda akla gelen yerlerden biri olmasa da sahip olduğu farklı kültür ve şehir atmosferi ile bence görülmesi gereken şehirler arasında.

Minsk Çevresinde Gidilmesi Gereken Şehirler

Ben sadece 1.5 gün ayırdım ve yeterli olduğunu söyleyebilirim. Daha fazla vakti olanlar eğer Schengen Vize’leri mevcut ise Vilnius,Litvanya’yı da ziyaret etmeli. Belarus’un ufak şehirlerini ve Rusya tarafına geçmeyi de tavsiye edebilirim.

Minsk – İstanbul Uçuşu Biniş Kartım

Belarus İnsanları Nasıl ?

Belarus insanlarından bahsedecek olursam aslında biraz soğuk oldukları doğru ama bunun asıl sebebi İngilizce iyi konuşamamaları. Şehirdeki çoğu insanla anlaşmak biraz güç. Ama Türkiye dendiğinde olumlu bir yaklaşım içinde olduklarını söylemeliyim.

Minsk’te geçirdiğim gün içinde bizden hiçbir şeye rastlamadım. Vize istemeyen yerler arasında önemli bir şehir Minsk. Bu yüzden ülkemiz vatandaşlarına ayrıca önerdiğim biryer. Ayrıca şehrin fiyatları da genel olarak ülkemiz ayarında.

Minsk gezi rehberimi burada noktalıyorum. Estonya, Tallinn’de başladığım yolculuğumu Minsk’te bitiyor artık. Gezim kapsamındaki diğer şehirleri incelemek isteyenler gezi notlarımı okuyabilir. Hepinize keyifli günler diliyorum !

2 Comments

  1. Hatice Özok says:

    Gezi notunuza hayran kaldım açıkcası gitmiş kadar oldum diyebilirim. Zaten güncel bir yazı ama yinede sormak istedim hala vize istemiyor değil mi belarus ?

Bir Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*