Helsinki, Finlandiya Gezi Notlarım

Baltık Ülkeleri ve Belarus Gezisi / Gezi Başlıkları

Helsinki, Finlandiya Gezi Notlarım

Bugün kuzeyin ilgi çekici şehirlerinden biri olan Helsinki’den bahsedeceğim sizlere. Seyahatimi Baltık Ülkeleri ve Belarus gezim kapsamında gerçekleştirdiğimi de belirtmek istiyorum.

10 Aralık 2016 Cumartesi. Saat sabah 05.00 sularında güne Tallinn’de uyanıyorum. Hızlı bir şekilde limana doğru yola koyulma vakti. Saat 07.30’da kalkan gemim beni 3 saatlik bir yolculuk ardından Helsinki’ye ulaştıracak.

Beni Helsinki’ye Götürecek Gemi / Tallinn Limanı

Bu yolculuğumu Tallink firması ile yapacağım. Biletimi aylar öncesinden gidiş-dönüş olarak aldım. Finlandiya’da yalnızca bir gün geçireceğim, akşam geri dönüyorum. Helsinki çok da büyük bir şehir olmadığından yeterli olacağını düşünüyorum. Ayrıca gün içerisinde Suomenlinna Adası’na da gitmeyi planlıyorum.

Hava oldukça soğuk. Hızlı adımlarla limana ulaşıyor ve kontrollerin ardından gemiye biniyorum. Baltık denizinde yapacağım bu kısa yolculuk benim için oldukça heyecan verici olacak. Gemi yolculuklarının bende her zaman ayrı bir yeri vardır.

Kısaca Finlandiya ve Helsinki’den bahsetmek istiyorum. Finlandiya hepimizin aşina olduğu bir ülke. Avrupa’nın en kuzeyinde, İskandinav Yarımadası’nda yer alıyor. Ülkenin para birimi Euro ve resmi dilleri Fince. 

Helsinki Genel Görünüm

Ülkemiz ile normalde saat farkı bulunmuyor. Ancak bu yıl yaz saati uygulamasının ülkemizde sona ermesiyle kışın 1 saat geride bulunuyorlar.

Finlandiya Avrupa Birliği ve Schengen üyesi bir ülke. Türk vatandaşlarının yapacağı seyahatlerde vize alması gerekiyor. Konuyla ilgili yazımı inceleyebilirsiniz.

Helsinki, orjinal adıyla Helsingfors, Finlandiya’nın başkenti ve ülkenin güney ucunda, Baltık Denizi kıyısında bulunuyor. Nüfusu 600 bin kadar olan bu şehir 16.yy da kurulmuş yeni sayılabilecek bir yerleşim bölgesi.

Helsinki’ye Doğru Giderken / Baltık Denizi

Helsinki özellikle yüksek yaşam standardı ve sosyo-kültürel seviyesiyle öne çıkıyor. Zengin olarak niteleyebileceğimiz Finlandiya’nın en önemli şehir konumunda. Bazı değerlendirmelerde dünyanın en yaşanılabilir şehirleri arasında gösteriliyor.

Saatim 09.30’u gösteriyor ve Helsinki Limanı’na yanaşıyoruz. Schengen bölgesi içinden geldiğim için herhangi bir pasaport kontrolü olmadan ayrılıyorum limandan. Artık Finlandiya’dayım.

Dışarıda hava -10 derece civarlarında. Bu benim gibi ılıman iklimden gelen insanlar için oldukça soğuk. Ancak havanın kupkuru ve güneşli olduğunu da eklemeliyim. Bu aslında çok az rastlanacak bir durum. Çünkü kış boyunca kuzey enlemlerinde güneş görmek pek kolay değil.

Liman Sonrasi Karşıma Çıkan Yerel Tekneler

Liman şehrin güneyinde kalıyor, ben yürüyerek şehir merkezine ulaşacağım. İsterseniz tramvayı da kullanabilirsiniz. Helsinki’de tramvaylarla heryere ulaşmak mümkün. Ancak Helsinki çok da büyük bir şehir olmadığından ben yürümeyi bir zorunluluk görüyorum gerçek bir deneyim için.

Yürümeye başlıyorum. İlk dikkatimi çeken kesinlikle şehrin sessiz ve sakinliği. Bunda haftasonu ve sabah saatlerinin etkisi olsa da genel olarak Helsinki’nin böyle olduğunu söyleyebilirim. Yürürken huzur veriyor insanın içine açıkcası.

Donmuş Baltık Denizi / Şehre Yürürken

Karşıma pek de alışık olmadığım bir görüntü çıkıyor. Kıyılara doğru donmuş Baltık Denizi ve buzların üzerinde küçük bir açıyla yansıyan güneş beni şaşırtıyor doğrusu. Sadece böyle bir ana tanık olmak için bile gelinebilir buraya.

Lönnrotinkatu caddesine varıyorum. Yol boyunca Finlandiya’ya özgü binalar ve ağaçlar ile hoş bir manzara var. Ortada tramvay ve taşlı bir yol. Helsinki’nin genelinin bu şekilde olduğunu söyleyebilirim.

Lönnrotinkatu Caddesi

Caddenin sonu Esplanadiparken’e varıyorum. Fince “Meydan Parkı” anlamına geliyor. Burası şehrin merkezindeki en önemli park. Parkın ortasında bir meydan ve anıt bulunuyor.

Park üzerindeki kafe ve restoranlar oldukça keyifli dizayn edilmişler. Doğruca sahile uzanıyor burası. Bulunduğum dönemden ötürü parktaki ağaçlar ışıklarla süslenmiş ve noele özgü süslemeler ayrı bir güzellik katmış buraya. Ayrıca yerin toprak oluşu da insanda güzel bir his yaratıyor.

Esplanadiparken ve Ortasındaki Anıt

Sahile varıyorum artık. Burası Helsinki’nın bulunduğu yarım adanın liman ucuna göre öteki tarafındaki sahil. Helsinki irili ufaklı adalar ve yarımadalardan oluştuğu için birçok sahil ve limanı var.

Burası Helsinki denince gösterilen ilk fotoğrafların çekildiği yer. Market Meydanı. Sahil boyunca adından da anlayabileceğiniz üzere dükkanlar bulunuyor. Bu dükkanlardan hediyelik eşyalar ve yöresel ürünler alabilirsiniz.

Esplanadiparken Üzerindeki Hoş Kafelerden Biri

Meydanda, Keisarinnankivi isminde bir anıt ve Finlandiya’ya özgü güzel binalar bulunuyor. Hemen arkasında yükselen Helsinki’nin sembollerinden olan dönme dolap ile birlikle sahildeki irili ufaklı tekneler silueti tamamlıyor.

Hemen burada bulunan Kauppatori iskelesinden Suomenlinna Adası’na giden feribotlar kalkıyor. Bu seferler ortalama saatte bir şeklinde ve yolculuk yaklaşık 20 dakika sürüyor. Ben de feribot saatlerini not edip sahilde gezmeye devam ediyorum.

Market Meydanında’daki Dükkanlar / Finlandiya Bayrağı

Buradaki diğer bir önemli yer ise Old Market Hall. Buraya şehrin eski hal yeri diyebiliriz. Avrupa’nın çoğu yerinde karakteristik olarak rastladığım bu yerlerde çoğunlukla gıda ürünleri satılıyor.

Özellikle çok çeşitli ve nispeten uygun fiyatlı deniz ürünleri en çok ilgimi çekenler oluyor. Finlandiya, balıkçılığın gelişmiş olduğu ülkelerden birisi. Fiyatlara nispeten ucuz dememin sebebi, Helsinki’ye göre ucuz olması.

Tahmin edeceğiniz üzere Helsinki turistler için en pahalı şehiler arasında yer alıyor. Benim de burada günübirlik bir gezi tercih etmemin asıl sebebi bu. Sadece 80 km güneyindeki Estonya-Tallinn şehri buraya göre neredeyse birkaç kat daha uygun. Ben konaklamak için orayı tercih ettim.

Devam ediyorum yoluma. Katajanokka bölgesine geçiyorum. Burası Helsinki’deki bitişik adalardan biri. Küçük bir köprüden geçip şehrin en önemli yapılarından biri olan Uspenski Katedrali’ne varıyorum.

Uspenski Katedrali

Uspenski Katedrali yapımı 1868 yılında tamamlanmış bir kilise. Rus Mimar Aleksey Gornostayev tarafından tasarlanmış yapıda ilk bakışta rus mimarisi etkilerini görmek mümkün. Şehirdeki en görkemli yapılarıdan biri olduğunu söyleyebilirim.

Katedrali pazartesi dışında her gün ücretsiz olarak ziyaret edebiliyorsunuz. Dışarıdaki soğuktan biraz olsun ısınmak için katedralin içini iyice gezme şansı bulduğumu notlarıma ekliyorum.

Suomenlinna Adasın’na Giden Feribot

Saatim öğleye yaklaşıyor. Güneş en tepede diyemeyeceğim çünkü Helsinki oldukça kuzeyde olduğundan güneş ufka yakın bir yay çizerek tamamlıyor günü. Zaten sabah 9 da aydınlanan hava 3-4 civarında batıyor. Güneş süresi oldukça kısa. Tabi benim kadar şanslı olup onu görebilirseniz !

Ben bu noktada sahile dönüp Suomenlinna Adası için feribota bineceğim. Suomenlinna Helsinki’de gidilmesini oldukça önerdiğim bir ada. Buradaki notlarımı ayrı bir yazıda paylaşıyor olacağım. Şimdi adadan dönüşümle beraber Helsinki’deki kalan izlenimlerime devam ediyorum.

Senato Meydanı / Sağda Gözükmeyen Helsinki Katedrali

Limandan biraz kuzeye ilerliyorum ve karşımda Senate Square var yani Senato Meydanı. Burası şehrin en önemli merkezi konumunda. Dört bir yanı ihtişamli binalarla çevrili bu meydanın en dikkat çeken yapısı tabii ki Helsinki Katedrali.

Helsinki Katedrali’nın yapımı 1852 yılında tamamlanmış. Direkt olarak Rus ve Güncel Finlandiya Mimari’sinin karşımı olarak nitelendirebiliriz. Meydana göre 20-30 metre kadar yukarıda bulunduğu için şehrin çoğu noktasından görülebiliyor. Bembeyaz rengi ve önündeki roma sütunlarına benzer detayları görülmeye değer.

Meydandaki Karnaval Havasının Arkasında Yükselen Helsinki Katedrali

Tekrardan Senato meydanından bahsedeceğim. Bu meydanda da sahilde olduğu gibi irili ufaklı dükkanlar bulunuyor. Çoğu turistik şekilde ancak yerel halk için de birçok ayaküstü atıştırmalık yiyecek dükkanları bulunuyor. Burada yerel tatları deneyebilirsiniz.

Haftasonu olması ve havanın güneşli olmasından ötürü bir panayır havası var meydanda. Şehrin genel izlenimine ters olarak oldukça canlı olduğunu söyleyebilirim.

Helsinki Katedrali’nden Senato Meydanı

Meydanda birşeyler atıştırıp dinlendikten sonra Aleksanterinkatu caddesinden yürümeye devam ediyorum. Bu caddeye hemen Senato Meydanı’ndan ulaşabiliyorsunuz. Şehrin kalbinin attığı en hareketli ve ünlü caddelerden burası. Yol boyunca alışveriş mağazaları ve çeşitli dükkanlar bulunuyor.

Şimdi sırada Helsinki Tren İstasyonu var. Ben her gittiğim şehirdeki tren istasyonlarını da gezmeyi oldukça seviyorum. Çünkü çoğunluğu ilgi çekici, tarihi yapılar ve içleri yarı alışveriş merkezi tadında dükkanlarla dolu oluyor.

Aleksanterinkatu Bölgesinde Çalan Bir Sokak Sanatçısı

İstasyon tahmin ettiğim gibi oldukça ihtişamlı. Buradan başta Turku olmak üzere Finlandiya’nın öteki şehirlerine ve Rusya-Saint Petersburg’a giden trenler kalkıyor. Ayrı bir Finlandiya gezisi düşünenler buradan ulaşabilir kolayca kalan Finlandiya şehirlerine.

Hava artık yavaştan kararıyor. Benim için de Helsinki’deki son birkaç noktam. Bunlardan biri Finlandiya Parlamento Binası. İçine girmeniz normal zamanda mümkün olmasa da dışarıdan oldukça farklı bir görünümü olduğunu söyleyebilirim. Tahmin edeceğiniz üzere ülkenin yönetildiği yer burası.

Helsinki Tren İstasyonu

Artık şehirdeki son noktam olan Kampen’e varıyorum. Burası şehrin yaşayan merkez bölgesi, Forum ve Kampi Center adında iki alışveriş merkezi bulunuyor. Alışveriş merkezi olarak tanımlasam da daha çok yaşam alanları ve açık bölgeler içeriyor. Havanın soğuk olmasından ötürü ben Kampi Center’ın içini tercih ediyorum.

İçeride daha çok kafe ve restoranlar bulunuyor. Bende bir tanesine oturup etrafı seyre dalıyorum. Bu sırada hemen yanımdaki birkaç öğrencinin ilgisini çektiğimi düşünüyorum ki nereli olduğumu sorup, sohbete başladılar. Helsinki Teknoloji Üniversitesi’nde okuyorlarmış. Çoğu ilerideki meslektaşım mühendisler olacağı için sohbet biraz daha derinleşti. Bu sayede Fin insanını da yakından tanıma fırsatı buldum.

Kampi Center ve Önündeki Meydan

Genel olarak soğuk dursalar da, insanların turistlere iyimser yaklaştığını söyleyebilirim Helsinki’de. Türk olduğumu öğrenenler daha da bir ilgiyle yaklaştı. Zaten sokakta oralı olmadığımız ilk bakışta farkediliyor sanırım. Çünkü yerel halk büyük bir çoğunlukla bembeyaz. Bizdeki açık tenli diyeceğiniz insanlar bile buraya göre koyu !

Sohbete dalıp saati neredeyse unutuyorum. Benim için dönüş vakti yaklaştı. Güzel sohbetleri için teşekkür ettiğim Finli arkadaşlarıma veda edip limana doğru yürümeye koyuluyorum. 

Sabah geldiğim gibi Tallinn’e döneceğim. Gemim 18.30’da kalkıyor. Erken gibi gözükse de havanın öğlen üçten beri kararmış olması bende gece yarısı hissi uyandırıyor erken saatte. Bu yolculukta Baltic Queen isimli güzel gemiyle seyahat edeceğim.

Helsinki Sokakları

Toparlamak gerekise Helsinki’de güzel bir gün geçirdim. Gelmeden önce yaptığm planlar doğrultusunda çoğu yeri gezme şansı yakaladım kısa sürede. Vakti olanlar şehrin kuzeyindeki Kaisaniemi Parkı’nı ve Temppeliaukion isimli yer altı kilisesini de gezebilir. Kilise benim gittiğim dönemde kapalı olduğu için ziyaret edemedim.

Helsinki’nin diğer İskandinav şehirleri gibi bir müzelerle dolu olduğunu da eklemem gerekiyor. Bu bölgede daha önceden çok fazla müze ziyaret ettiğim için ben genel şehir izlenimleri ile dolu bir plan yaptım kendime. Helsinki’ye birkaç gün ayıranlar bu müzelere gidebilir.

Helsinki Genel Silüeti / Suomenlinna Dönüşü Feribottan

Şehirde gün boyunca hiç Türk’e rastlamadım. Ülkemizi anımsatan da açıkçası bir şey yoktu. Finlandiya’da kendinizi yaşadığınız yerin karışıklığından bir süre olsun uzaklaştırabilirsiniz.

Helsinki ziyaretlerinizde önerim burayla sınırlı kalmamanız. Benim gibi Baltık Bölgesi’ne geçebilir veya Stockholm gibi bir diğer önemli İskandinav başkentini ziyarete İsveç’e geçebilirsiniz. Uygun fiyatlı uçak biletleri bulmanız mümkün bu bölgelere. Saint Petersburg’da yalnızca 300 km ötede bulunuyor. Rusya, Avrupa sınır birliği içinde bulunmadığından bu bölgeye ulaşmanız daha güç olabilir tabii.

Beni Tallinn’e Götürecek Gemim / Helsinki Limanı

Son olarak şehrin genel olarak pahalı olduğunu tekrar hatırlatmam gerekiyor. Benimle birlikte Tallinn’e seyahat edenlerin çoğu haftasonu için Tallinn’e eğlenmeye geliyorlarmış. Bunun sebebi çok daha uygun olmasıymış Estonya’nın.

Seyahatlerinizi bu konuyu dikkate alarak planlamanız gerekli. Sitedeki seyahat rehberi konulu yazılarımda ayrıntılı olarak bulabilirsiniz ipuçlarını.

Yazımı burada noktalıyorum, birkaç gün içinde Suomenlinna Adası notlarımı da tamamlayıp sizlerle paylaşacağım. Şimdilik hoşçakalın.

Bir Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*